Ana içeriğe atla

Ders Alınacak Sözler

Geçmişte yaşayan hem bizim dahil olduğumuz kültür coğrafyasında yaşayan insanlar,  hem de diğer coğrafyalarda yaşayan insanlar geniş tecrübelerden sonra, o gün olduğu gibi bugün de bizlere rehberlik edecek güzel ve ders alınması gereken sözler söylemişlerdir. Bende çin kültüründen aşağıdaki güzel özdeyişleri bilginize sunuyorum.

"Ülkenizi hayatınızın önüne koyun. Önünüze çok fazla engel çıkacaktır. o yüzden, içinizdeki gücü koruyun.."

Zi Chan

"Herşeyi başar, ama hiçbir engele takılma." Lauzi

"Zayıf olan yoluna devam eder, yumuşak olan ise inat eder. Hiçbir şey su gibi yumuşak değildir. Saldırgan ve zorlayan asla suyu yenemez. Koruyucu olan ise daima suya benzer."

"Bir adam dünyayı değiştiremiyorsa en azından kendi dünyasını değiştirmelidir." Konfüçyus

Hep Güzelliklerle ama hayatın gerçekleri ile kalın.

Yorumlar

  1. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    İnsan doğar,
    İnsan büyür,
    İnsan fark eder,
    İnsan idrak eder,
    İnsan meselenin kendisi olmadığını anlar,
    İnsan kaynağı fark eder, tevekkül eder.
    - - -

    İnsanları çözdüğünüzde ne olur?

    ~ Kimsenin senin zayıf ve güçlü yönlerine oynamasına izin vermezsin.

    ~ Kimsenin seni, menfaati için kullanmasına izin vermezsin.

    ~ Kimsenin olumsuzluğunu sana yüklemesine izin vermezsin.

    ~ Kimsenin gönülsüz hiçbir emeğinden faydalanmasın, yardım veya yemek hiç fark etmez.

    ~ Kimsenin samimiyetsizliğini idare etmezsin, olduğu gibi; onlara benzemeden kabul edersin.

    ~ Kimsenin senden malzeme toplayıp; satışa hazır beklenmesi izin vermezsin, umursamazsın da.

    ~ Kimseyi eleştirmez, dedikodu yapmaz, ayrıştırmazsin; kısaca gereksiz konulara dahil olmazsın. Bu iç dökmek değil, gereksizlik.

    ~ Kimse ile alıp veremediğin kalmazsa, konu kapanır. Nötr ol, sakin ol, keyifli ol, umutlu ol, yeniliklere açık ol...
    - - -

    Sonuç:
    İnsanları çözmek ya da çözdüğünü zannetmek!

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım, sen bizi maddi ve manevi rızıklandır. Rızkımıza bereket ihsan et, amin. Bizi bağışla, bizi nefsinimiz ile başbaşa bırakma. Bizi memnun olduğun kullarınla haşreyle... amin.

    #DersDeyince
    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlaki Bozulmanın Kaynağı Sistem mi Birey mi?

İlk dört yazıdan sonra artık kaçamayacağımız sorunun eşiğindeyiz. Çünkü bir toplumun yaşadığı ahlaki sarsıntılar, bir süre sonra tek tek davranışların toplamı olmaktan çıkar; toplumsal aklın yönünü tayin eden bir muhasebeye dönüşür. Bu muhasebede “kim yaptı?” sorusu, kısa vadede rahatlatır. Ama asıl soruyu sormadan iyileştirmez: Bizi bu noktaya getiren şey nedir? İlk yazıda görünürlük çağının ahlaki eşiği nasıl düşürdüğünü konuştuk. İkinci yazıda gücün dokunulmazlık hissi üretip vicdanı nasıl sessizleştirdiğini gördük. Üçüncü yazıda suçun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir anatomisi olduğunu, dördüncü yazıda ise rol modellerin çöküşünün temsil alanını nasıl boşalttığını konu edindik. Şimdi bütün bu parçaları tek bir noktaya bağlayan soruya geldik: Ahlaki bozulma bireyin kusuru mu, yoksa sistemin sonucu mu? Bu soru bir tartışma konusu değil; bir kader çizgisidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedavidir.  Vicdanın En Kolay Kaçışı İnsan zihni, karmaşık olanı sadeleştirmek ister. T...

İyiliği Sessizce Bırak Geriye

Günümüzde iyilik, çoğu zaman bir gösteriye dönüşmüş durumda. İnsanlar yaptıkları yardımı, verdikleri desteği ya da gösterdikleri ilgiyi görünür kılma arzusuyla hareket ediyor. Sosyal medya, bu gösterinin merkezlerinden biri hâline geldi. Artık birine yardım edildiğinde, ilk refleks o anı kayda almak ya da başkalarıyla paylaşmak oluyor. Oysa gerçek iyilik, sessizce yapılan iyiliktir. İyilik, yalnızca ihtiyaç sahibine değil, onu yapan kişiye de iyi gelir. Ancak bu fayda, iyilik karşılık beklemeden, reklam yapılmadan, hatta unutularak yapıldığında ortaya çıkar. Çünkü iyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir. İyiliği görünür kılmak çoğu zaman onun anlamını azaltır. Anlatılan, gösterilen, alkış bekleyen iyilikler, samimiyetini kaybetme riski taşır. İyiliğin amacı, takdir edilmek değil; bir boşluğu doldurmak, bir yarayı sarmak, bir yükü hafifletmektir. Bu yüzden iyilik, özünde sade bir eylemdir. Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davra...

Statü Endişesi ve Tüketim Kültürü

“İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.” diyor Cemil Meriç Bu cümle, modern dünyanın en derin yarasını tek nefeste ortaya koyuyor. Bugün eşya ile insanın yer değiştirdiği, duyguların tüketimle yarıştığı, değerin görünürlük üzerinden ölçüldüğü bir çağın içindeyiz. Ve bu çağın en görünmez ama en ağır yüklerinden biri, giderek artan statü endişesi. İnsanın kendini, karakteri ile değil; sahip olduklarıyla tanımlamaya başlaması… Tüketim kültürünün ise bu duyguyu besleyen büyük bir motor hâline gelmesi… Bugün birçok insan için tüketim, bir ihtiyaçtan çok kimlik göstergesi hâline gelmiş durumda. Bir telefon modeli, bir tatil fotoğrafı, bir çanta ya da bir restoran karesi ve hatta kutsal mekanlarda çekilen bir özçekim… Hepsi aynı soruya cevap gibi: Ben toplumda neredeyim? Tüketim Psikolojisi: Kıyaslamanın Sessiz Çığlığı İnsanın doğasında kıyaslama var. Hepimiz mutlaka bir şeyi başka...