Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ders Alınacak Sözler

Geçmişte yaşayan hem bizim dahil olduğumuz kültür coğrafyasında yaşayan insanlar,  hem de diğer coğrafyalarda yaşayan insanlar geniş tecrübelerden sonra, o gün olduğu gibi bugün de bizlere rehberlik edecek güzel ve ders alınması gereken sözler söylemişlerdir. Bende çin kültüründen aşağıdaki güzel özdeyişleri bilginize sunuyorum. "Ülkenizi hayatınızın önüne koyun. Önünüze çok fazla engel çıkacaktır. o yüzden, içinizdeki gücü koruyun.." Zi Chan "Herşeyi başar, ama hiçbir engele takılma." Lauzi "Zayıf olan yoluna devam eder, yumuşak olan ise inat eder. Hiçbir şey su gibi yumuşak değildir. Saldırgan ve zorlayan asla suyu yenemez. Koruyucu olan ise daima suya benzer." "Bir adam dünyayı değiştiremiyorsa en azından kendi dünyasını değiştirmelidir." Konfüçyus Hep Güzelliklerle ama hayatın gerçekleri ile kalın.

Güzel Sözler

'Hayattaki en büyük mücadelelerden biri kim olduğunuzu anlamak, bir diğeri de bulduğunuz sonuçla mutlu olmaktır.' 'Herşey bittiğinde düşmanlarımızın söylediklerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız.' 'En iyi arkadaşınız her zaman sizin için orada bir yerde duran kişi değildir. Sizi sizin anladığınızdan biraz daha fazla anlayandır.' 'Yolun gösterdiği yere gitmeyin. Onun yerine yolun olmadığı yere gidin ve iz bırakın.' 

Sevgide Buluşmak

Eskiden komşuluklar üzerine bina edilmiş bir toplumumuz vardı. Şimdi ise bizleri yine bizden soyutlayan kocaman ve ayrıştırılmış bir site anlayışı. Büyükşehirlerde oluşturulan büyük yerleşim birimleri Anadolu'da neredeyse bir kasaba veya ilçeye eş değer. Ama beşeri ilişkiler neredeyse sıfır düzeyinde. Oturduğumuz sitelerde çoğu kere karşımızda oturan komşumuzu dahi tanımıyoruz. Çocuklarımız sokak yerine apartman dairelerine hapsolmuş durumda. Arkadaşlıkları ya cep telefonları mesajları ya da internet üzerinde konuşma. Başka sosyal ilişkileri yok. Peki bu arkadaşlıklar ne kadar doğru? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Yazdıkları veya yazışmaları tamamen güzel Türkçemizden uzak ve anlaşılmayan, ama kendilerinin anladıkları yeni bir dil geliştiriyorlar. Psikolog arkadaşlarımla görüştüğümde son dönemlerde bunalımda olan çocuk sayısında hızlı bir artış olduğunu ve yaş ortalamasının çok aşağıya düştüğünü söylemişlerdi. Çocuklarımızı yeniden kazanmak için sevgi dilimizi geliştirmemiz ...

Bu da geçer

Kaybı olmayan bir insanla mücadele etmek zordur. Evet, hemen hepimiz hayatımızın belli merhalelerinde birçok alanda mücadele etmişizdir. Kimi zaman acz içinde mücadeleden vazgeçmiş, kimi zaman da değerlerimizin bize vermiş olduğu güçle mücadelemize devam ederiz.  Sahip olduğumuz mal, makam ve buna benzer unsurlar, kimi zaman mücadele azmimizi kamçıladığı gibi, kimi zaman da bizleri mücadeleden alıkoyar. Peki mücadele azmimizi nasıl sürekli olarak ayakta ve canlı tutabiliriz? 27 yaşında iken ilk kez bir meslek örgütünün seçimlerine mensup olduğum kurumun bana görev vermesi ile girdim. Seçimlere girerken konu ile ilgili olarak araştırma yaptım ve gördüm ki benden önce yıllarca bu koltukları doldurmuş insanlar var. Bunlarla mücadele etmem gerekiyordu. Kısa bir ön çalışmadan sonra bu kişilerle görüşmeye karar verdim. Kendileri ile görüşmeye gittiğim de hemen hepsi ağız birliği etmişcesine genç olduğumdan dem vurdular. Gerçekten de onlara göre çok genç ve tecrübesizdim. Ama ben...

Bedel Ödemek

Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde kendimizce bazen küçük, bazen ise büyük bedeller ödemek zorunda kalmışızdır. Ödediğimiz bedelin büyüklüğü ne olursa olsun karşılığında mutlaka bir acı hissetmişizdir.  1993 yılı aralık ayında yönetim danışmanlığı konusunda seminer düzenleyen bir firmaya eğitim almak üzere müracaat ettim. Ön görüşmeden sonra kaydımı yaptırdım. Seminer günü toplam on kişinin seminere katıldığını ve bunların arasından büyük bir kuruma bağlı olmadan seminer ücretini vererek, seminere katılan kişinin ben olduğumu gördüm.  Bugün bile hatırı sayılır bir bedel ödeyerek gireceğim seminere heyecanla katıldım. Seminer saat 09.00 da başlayıp 17.00 civarında bitti. Benim için tam bir hayal kırıklığı idi. Seminer aldığımız kişi kendi alanında gerçekten yetkin, özellikle de yurt dışında aynı konu hakkında defalarca seminer vermiş biriydi. Gel gör ki, öğle yemeği ve kahve molalarını da çıkarırsak ortalama olarak 6 saat boyunca bildiklerimi tekrar etmekten ve bil...

Can Dostu

Hemen herkesin bir can dostuna ihtiyacı vardır. Genelde çok dostumuz vardır; diye düşünürüz. Bunun sebebi ise dostluklarla arkadaşlıkları  karıştırmamızdan kaynaklanır. Hemen hemen tanıdığımız herkesle arkadaşızdır. Okul arkadaşlıkları, iş arkadaşlıkları, yol veya seyahat arkadaşlıkları... Peki dostumuzun kim olduğunu nasıl anlayacağız? Zamanın birinde bir kitapta okuduğum bir hikayenin dostlarımı daha doğrusu dostumu bulmamda ve dost ile arkadaş arasındaki farkı ortaya koyması açısından bana yol gösterdiğini söyleyebilirim. Aşağıda bu hikayeyi sizinle paylaşıyorum: " Baba ve oğlu dostluk konusunda tartışırlar.. Çocuk; "Baba, benim çok dostum var." der. Bunun üzerine baba oğluna; "Oğlum, dost çok olmaz. Dost dediğin bir, bilemedin iki" der. Bunun üzerine baba ve oğul tartışmaya devam ederler. Sonunda bir test yapmaya karar verirler. Bu teste göre bir kuzu kesilip, çuvala konacak ve çocuk dost bildiği arkadaşlarına gidip birini öldürdüğünü ve çuvala koydu...

Hayatımıza Nelerin Anlam Kattığını Biliyor muyuz?

Hayatın günlük telaşesi içinde hayatımıza nelerin anlam kattığını düşünmeyiz. Peki hayatımıza neler anlam katıyor? Birincisi dünyaya neler verdiğimizle anlam kazanırız. Bunu yaparken de "ben değilsem kim?" sorusunu sormadan "ben olmasaydım dünyadan neler eksik kalacaktı?", sorusuna verdiğimiz cevapla kendi varlığımıza ait bilgi ediniriz. ürettiğimiz değerler ise bize bir anlam duygusu verir. İkinci olarak dünyaya vereceklerimiz gibi dünyadan aldıklarımızla ilgilidir. Çevresinden yakın ilgi ve sevgi görenler hayatlarına daha olumlu anlamlar yüklerler. Kimi zaman ise bu anlam mensubiyet duygusu ile farklı anlamlar ifade eder. Bunlar bir aileye mensubiyet, bir topluluğa mensubiyet veya direkt olarak yakın çevresinden, mesela babasından aldığı güçle kişi kendini ifade eder ve kendini tanımlar. Üçüncü ve son olarak kaderimize rıza göstermektir. Tabi bu körü körüne kadercilik ve hayattan pes etme anlamına gelmesin. Elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra sonuca katla...

ZAMAN USTASI

Evet bugün hepimizin olması gereken bir ustalık varsa o da "zaman ustası" olmaktır. Özellikle büyük şehirlerde yaşamanın verdiği kaotik ortam içinde hepimizin yapmak istediği ama bir türlü yapamadığı işler vardır. Bu durum da hemen hepimiz zamansızlıktan şikayet eder dururuz. Lise yıllarında iken bir kitapta, şu anda ismini hatırlayamadığım bir yabancı yazar "zamansızlıktan şikayet edenler zamanı en çok israf edenlerdir" demişti. O gün bu güzel sözün gençliğin vermiş olduğu vurdumduymazlıkla pek farkına varamamıştım. Ama zaman ilerleyip yaş kemale erince gençlik yıllarımda boşa harcadığım zamanların ne kadar kıymetli olduğunu anlamaya başladım. Ama ne var ki iş işten geçmiş giden zamanı bir daha geri getirmek mümkün olmadı. Boşa harcadığımız zamanı geri getiremeyeceğimize göre, bugünden başlayıp zamanımızı iyi kullanmamız gerekmez mi? Peki bunu nasıl yapacağız. Öncelikle alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekir. Zamanımızı çalan bütün alışkanlıklarımızı listeleyi...

İnancın Gücü

Hırs, öfke, aşk, arzu, cehalet ve ihtiras; bunlar insanda acıya ve kırılganlıklara sebebiyet veren unsurlardır. Tüm canlıların ölüm ve yaşam arasında daimi bir çemberin içinde sıkışmasına yol açarlar. Bunlardan kurtulmak ancak doğru ve zamanında alınacak bir eğitimle mümkün olacaktır. Kendini temizlemek ve aklının derinliklerini arıtmak için, iman etmek gerek. Akıl efendidir, beden ise bir hizmetçi.. Bilinç idarecidir. Akıl idrak eder. farkına var sonra bırak gitsin . Aklın lekelenmeden kalacak

Kendinizi ne kadar mutlu hissediyorsunuz

Günlük işlerimiz arasında moralimizi bozacak her an bir olayla karşılaşırız. Bunu atlatmak içinse saatlerimizi harcarız. Mutlu olmak için neler yapmalıyız? Burada bildiklerimizi paylaşarak daha çok insanın mutlu olmasına katkı sağlayalım.