“İnsanı bedenen ameliyat etmek için uyutmak, ruhen ameliyat etmek içinse uyandırmak gerek.” – Lev Tolstoy Bazen tek bir söz, çağın nabzını bir teşhis gibi koyar. Tolstoy’un bu cümlesi, işte tam da öyle bir söz. Bugün bir yerimiz ağrısa hemen hekime gideriz. Gözümüz kızarsa, başımız dönse, midemiz bulansa hemen bir çözüm ararız. Peki ruhumuz daraldığında, içimiz karardığında, anlam kaybolduğunda nereye gideriz? Çoğumuz hiçbir yere. Çünkü ruhun kanaması sessizdir. Ne röntgende çıkar, ne bir testte. Ama bizi içten içe çürüten tam da odur. Gözler Açık Ama Gönüller Kapalı Modern hayat bizi sürekli dışa yönlendiriyor. Yeni bir telefon, yeni bir tatil, yeni bir paylaşım… Ama içimize dönüp de kendimize “Ben nasılım?” diye sormaya fırsatımız yok. Oysa ruhsal uyanış, dışarıya değil içeriye dönmeyi gerektirir. Bu kolay bir şey değildir. Çünkü o aynada kibri, kini, sevgisizliği, ihmal ettiğimiz sevdiklerimizi de görürüz. Görmek acıtır. Ama bu acı, iyileşmenin ta kendisidir. Uyanmak Cesaret İster T...