Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Geçmişten Günümüze Ahlak, Yozlaşma ve Yeni Anayasa İhtiyacı

  Giriş: Osmanlı’da Şeyhülislamlık Osmanlı’nın ruhunu taşıyan adalet sistemi, yalnızca kanun maddeleriyle değil, vicdanı temsil eden makamlarla şekillenmişti. Bu makamların en yücesi, halkın ve sultanın üzerinde ahlaki denetim gücüne sahip olan  şeyhülislamlık  idi. Şeyhülislamlık, yalnızca fetva veren değil; hukuku ruhuyla yorumlayan, ahlaki meşruiyeti tesis eden bir otoriteydi. Ne var ki, bu makam zamanla hikmetten kopup, sarayın bir uzantısına dönüştüğünde sadece kurum değil, adaletin kalbi de yara aldı. Ve bu yara, medeniyetin çöküşünün başlangıcına dönüştü. 1. Şeyhülislamlık Makamının Önemi Şeyhülislamlık, Osmanlı’da  yargı, fetva ve eğitim  gibi temel alanları şekillendiren bir otoriteydi. • Kanunnameler ve fetvalar , şeyhülislamın onayı olmadan yürürlüğe giremezdi. • Kadıların yanlış hükmü için son merci  Divan-ı Hümayun’da  padişah huzurunda değil, şeyhülislamın fetvasında aranırdı. • Sultanın bile adalet dışı uygulamaları, bu makam...

Medeniyetin Temeli Olarak Güven ve Emanet Bilinci

Giriş: Medeniyetin Görünmeyen Temeli Bir medeniyetin gücünü sadece inşa ettiği yapılar değil, o yapıları ayakta tutan değerler belirler. Bu değerlerin başında ise “güven” yer alır. Güven; sadece bireyler arasında değil, birey ile kurum, yönetilen ile yönetici, halk ile devlet, insan ile Allah arasında kurulan görünmez ama yaşamsal bir bağdır. Ve bu bağın özü, emanet bilinciyle şekillenir.   Emanet, yalnızca maddi bir nesneyi korumak değil;    •          Sözün,    •          Bilginin,    •          Görevin,    •          Yetkinin doğru ellere teslimi ve onun hakkıyla korunmasıdır.   Kur’an’da Emanet ve Güven: İlahi Bir Yükümlülük   Kur’an-ı Kerim’de emanet meselesi yalnızca ahlaki bir tavsiye olarak değil, yaradılış sorumluluğu olarak ifade e...

Adaletin Kurumsallaşması ve Toplumsal Barışa Katkısı

Giriş: Adalet Yalnızca Doğru Karar Değil, Doğru Yapıdır Adalet, yalnızca bir mahkeme kararının doğruluğu ya da bir yöneticinin vicdanlı oluşuyla açıklanamaz. Bir toplumda adaletin var olup olmadığını anlamak için tekil olaylara değil, bu adaletin  ne kadar sürdürülebilir, kurallara bağlı ve herkese eşit uygulanabilir  olduğuna bakmak gerekir. Bu da bizi, adaletin sadece bir ilke değil, aynı zamanda bir  kurumsal yapı  meselesi olduğunu gösterir. Kur’an’da geçen “el-Mîzan” (terazi) kavramı, ilahi adaletin yalnızca bir hüküm değil, aynı zamanda  bir sistem, bir denge ve bir süreklilik arayışı  olduğunu bildirir. İşte bu arayışın dünya üzerindeki karşılığı, ancak kurumsallaşmış bir adalet anlayışıyla mümkündür. Kurumsallaşma: İlkenin Hafızaya ve Yapıya Dönüşmesi Kurumsallaşma, bireyin iyiliğini toplumun güvenliğine dönüştüren yapıdır. • Bir kişi değişse de sistem değişmez. • Bir kriz çıksa da adalet çökmez. • Bir yöneticinin ahlâkı zayıflasa da mekanizma...