Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sevgide Buluşmak

Eskiden komşuluklar üzerine bina edilmiş bir toplumumuz vardı. Şimdi ise bizleri yine bizden soyutlayan kocaman ve ayrıştırılmış bir site anlayışı. Büyükşehirlerde oluşturulan büyük yerleşim birimleri Anadolu'da neredeyse bir kasaba veya ilçeye eş değer. Ama beşeri ilişkiler neredeyse sıfır düzeyinde. Oturduğumuz sitelerde çoğu kere karşımızda oturan komşumuzu dahi tanımıyoruz. Çocuklarımız sokak yerine apartman dairelerine hapsolmuş durumda. Arkadaşlıkları ya cep telefonları mesajları ya da internet üzerinde konuşma. Başka sosyal ilişkileri yok. Peki bu arkadaşlıklar ne kadar doğru? Bu da ayrı bir tartışma konusu. Yazdıkları veya yazışmaları tamamen güzel Türkçemizden uzak ve anlaşılmayan, ama kendilerinin anladıkları yeni bir dil geliştiriyorlar. Psikolog arkadaşlarımla görüştüğümde son dönemlerde bunalımda olan çocuk sayısında hızlı bir artış olduğunu ve yaş ortalamasının çok aşağıya düştüğünü söylemişlerdi. Çocuklarımızı yeniden kazanmak için sevgi dilimizi geliştirmemiz ...

Bu da geçer

Kaybı olmayan bir insanla mücadele etmek zordur. Evet, hemen hepimiz hayatımızın belli merhalelerinde birçok alanda mücadele etmişizdir. Kimi zaman acz içinde mücadeleden vazgeçmiş, kimi zaman da değerlerimizin bize vermiş olduğu güçle mücadelemize devam ederiz.  Sahip olduğumuz mal, makam ve buna benzer unsurlar, kimi zaman mücadele azmimizi kamçıladığı gibi, kimi zaman da bizleri mücadeleden alıkoyar. Peki mücadele azmimizi nasıl sürekli olarak ayakta ve canlı tutabiliriz? 27 yaşında iken ilk kez bir meslek örgütünün seçimlerine mensup olduğum kurumun bana görev vermesi ile girdim. Seçimlere girerken konu ile ilgili olarak araştırma yaptım ve gördüm ki benden önce yıllarca bu koltukları doldurmuş insanlar var. Bunlarla mücadele etmem gerekiyordu. Kısa bir ön çalışmadan sonra bu kişilerle görüşmeye karar verdim. Kendileri ile görüşmeye gittiğim de hemen hepsi ağız birliği etmişcesine genç olduğumdan dem vurdular. Gerçekten de onlara göre çok genç ve tecrübesizdim. Ama ben...

Bedel Ödemek

Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde kendimizce bazen küçük, bazen ise büyük bedeller ödemek zorunda kalmışızdır. Ödediğimiz bedelin büyüklüğü ne olursa olsun karşılığında mutlaka bir acı hissetmişizdir.  1993 yılı aralık ayında yönetim danışmanlığı konusunda seminer düzenleyen bir firmaya eğitim almak üzere müracaat ettim. Ön görüşmeden sonra kaydımı yaptırdım. Seminer günü toplam on kişinin seminere katıldığını ve bunların arasından büyük bir kuruma bağlı olmadan seminer ücretini vererek, seminere katılan kişinin ben olduğumu gördüm.  Bugün bile hatırı sayılır bir bedel ödeyerek gireceğim seminere heyecanla katıldım. Seminer saat 09.00 da başlayıp 17.00 civarında bitti. Benim için tam bir hayal kırıklığı idi. Seminer aldığımız kişi kendi alanında gerçekten yetkin, özellikle de yurt dışında aynı konu hakkında defalarca seminer vermiş biriydi. Gel gör ki, öğle yemeği ve kahve molalarını da çıkarırsak ortalama olarak 6 saat boyunca bildiklerimi tekrar etmekten ve bil...

Can Dostu

Hemen herkesin bir can dostuna ihtiyacı vardır. Genelde çok dostumuz vardır; diye düşünürüz. Bunun sebebi ise dostluklarla arkadaşlıkları  karıştırmamızdan kaynaklanır. Hemen hemen tanıdığımız herkesle arkadaşızdır. Okul arkadaşlıkları, iş arkadaşlıkları, yol veya seyahat arkadaşlıkları... Peki dostumuzun kim olduğunu nasıl anlayacağız? Zamanın birinde bir kitapta okuduğum bir hikayenin dostlarımı daha doğrusu dostumu bulmamda ve dost ile arkadaş arasındaki farkı ortaya koyması açısından bana yol gösterdiğini söyleyebilirim. Aşağıda bu hikayeyi sizinle paylaşıyorum: " Baba ve oğlu dostluk konusunda tartışırlar.. Çocuk; "Baba, benim çok dostum var." der. Bunun üzerine baba oğluna; "Oğlum, dost çok olmaz. Dost dediğin bir, bilemedin iki" der. Bunun üzerine baba ve oğul tartışmaya devam ederler. Sonunda bir test yapmaya karar verirler. Bu teste göre bir kuzu kesilip, çuvala konacak ve çocuk dost bildiği arkadaşlarına gidip birini öldürdüğünü ve çuvala koydu...