Ana içeriğe atla

Büyüklüğün Sırrı: Tevazu

 Su, dağların doruğundan doğar. Zirveden yola çıkar ama orada kalmaz. Hep aşağıya doğru akar. Çünkü bilir ki, yüksekte kalmak yalnızlıktır; aşağıya indikçe çoğalır, can bulur, hayat taşır.

Tevazu: Gücün Sessiz Duruşu

Birçok kişi tevazuyu zayıflık sanır. Oysa su gösterir ki, tevazu insanı küçültmez, çoğaltır. Dereye bakın: Alçaklardan aktıkça nehir olur, nehir oldukça gölü besler, göl denize kavuşur. Yüksekte kalan damla ise kaybolur.

Makamın Terbiyesi

Yöneticiler için tevazu, makamın terbiyesidir. Çünkü makam insanı büyütmez; insan makamı büyütür. Eğer bir lider kibirle hareket ederse, makamın yükü altında ezilir. Ama tevazu sahibi olursa, makam onunla anlam kazanır.

İnsanlığın Ölçüsü

Tevazu, yalnız bireysel bir erdem değil, toplumsal bir ölçüdür. Tevazu varsa toplum huzurludur; kibir çoğaldığında, insanlar birbirine düşer.

Sonuç: Alçalarak Büyümek

Su bize şu hakikati öğretir: Yüksekten aşağıya akmak küçülmek değil, büyümektir. Çünkü aşağıya indikçe çoğalır, kuvvet bulur, denize kavuşur.

Tevazu, insanın en büyük erdemidir. İnsan alçaldıkça yükselir. Ve su gibi alçalan insan, hem kendini hem de çevresini hayata doyurur.

“Tevazu, insanın denize açılan gizli ırmağıdır.”

Yorumlar

  1. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    İmam-i Şafi Kasidesi:

    "Eğer kişi içinden gelmeyerek sana iyi davranıyorsa, onu terk et, ona sitem etme."

    "İnsanlar arasında alternatifi var, terk etmede rahatlık var."

    "Sevgili yüz çevirse bile kalpte sabır vardır."

    "Sevdiğin herhangi birinin kalbi seni sevmeyebilir, kalbini açtığın herhangi biri sana kalbini açmayabilir."

    "Kalbin açılması ve sevmesi doğal olmazsa, içten gelmeyen muhabbette hayır yoktur."

    Niye kesiyorum muhabbeti diye düşünüyorum hep, bir ses boşver geri çek kendini diyor. Samimi olan gelir iletişim kurmanın yolunu bulur. Ama rahatsız olduğun bir konuda, üslupta düzelme olmadığı gibi bir de hiçbir şey yokmuş gibi özür bile dilemeden konuşmak arsızlık! Samimiyette uzak, sadece yönetici istediği için çıkara dayalı bir iletişim. Ve o iletişim de, isteksiz ve samimiyetsiz. Birinin kalbini kırmak veya onuru dokunmak önemsiz bir ayrıntı, tuhaf bir insanlık anlayışı. Verilen tepkiye ise cevap, oldukça manidar bir manipülasyon cümlesi "alınıyor"; insan mısın ki, alınayım ahmak! (Kılavuzu karga olanın...) Mahcubiyet nedir, sen bilir misin... hiç tecrübe ettin mi? Ergenlik çağını atlayamamışsa, sessizleş; söze ziyan, vakte ziyan, ruha eziyet etme.

    Samimiyet çok başka birşey, mücevher gibi nadir ve narin... Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  2. Taslak Aşamasında Şiir: İnsan Olmak

    Bazen bir mısrayı, yıllarca bekler öyle bitirirsin. Keyfide buradadır, çünkü beyin ve ruh sürekli yarım kalan mısrayı düşünür. Lise, üniversite yıllarımdaki ruhumu özlemişim. Naçizhane, başladık "Bismillah" diyelim..

    İnsan olmak,
    Emek ve duygu ister..

    İnsan olmak,
    Hayata dair olumlu farkındalık ve gelişim ister..

    İnsan olmak,
    Kul olmanın gerekliliğini, emanet taşıdığının bilincinde olmayı ister..

    İnsan olmak,
    Başkasının hiçbir şeyinde gözünün olmamasını bekler ve ister..

    İnsan olmak,
    Helale haram karışmasında, çok istiyorsa varsın onun olsun diyebilmek ister..

    İnsan olmak,
    Hergün bugünü fark etmeyi, soğuduğun nefesi ciğerlerine kadar hissetmek ister..

    İnsan olmak,
    Gönüllülük ile bir bardak sudan bile esirgemeden, ikram edebilmeyi ister..

    İnsan olmak,
    Sevgide koşulsuzluk, saygıda gönüllük ister..

    İnsan olmak,
    Farkında olduğun veya olmadığın hatalarda, özür dilemeyi ve samimiyetle telafi edebilmeyi bilmek ister..

    İnsan olmak,
    Slogan işi değil, gönül işidir. Gayret, yol yordam ister..

    İnsan olmak,
    Gerekmedikçe, fazla sözde ziyandadır. Boş sözleri terki diyar ister..

    İnsan olmak,
    Söz verirken kırk defa düşünmek, sonra bunun gereklerinin farkında olmak ister..

    İnsan olmak,
    Bizi biz yapar, başkasından bize ne.. Haddini bilmek ister..

    İnsan olmak,
    Mutluluğu çoğaltmak, huzuru herkesin hakkı olduğunu fark etmek ister..

    İnsan olmak,
    İnançlar ile kişileri yargılamamak, aksine her insanı bağrına bakabilmek ister..

    İnsan olmak,
    Karşındakini bastırmadan, özgürce konuşmasına ve sohbet edebilmek ister..

    İnsan olmak,
    Savunma mekanizması üzerine kurulmamış yapı ile sorumluluk duygusu ister..

    İnsan olmak,
    Kimin ne dediği ile değil, beden dili artı kıvrak zeka ve hislerle karşındakini okumaktır..

    İnsan olmak,
    Sığlıktan öte, derinlik ister..

    İnsan olmak,
    Nefsi kilitmek elbet, herşey kıvamında eziyet etmeden yapabilmek ister..

    İnsan olmak,
    Oldum demeden, olmaya gayret halindelik ister..

    İnsan olmak,
    Akıl vermez, hal işidir, gönül işidir, sadece ruhlar birbirine bunu hissettirebilir. Ruh ister..

    İnsan olmak,
    Su gibi akıcı, su gibi yok olmayı bilmek ister..

    İnsan olmak,
    Sessizlikle, tevazü hem ister hemde bekler..

    21/09/2025
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  3. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Okudukça ilham geliyorsa, o zaman yazalım dedirtiyor.. İlham olan insanlara özeniyor insan, maşallah... Allah (cc) selamet versin.

    Tevazu;
    Yarış edenle, yarışmamak.

    Tevazu;
    Salça olanın, konusuna dahil olmamak.

    Tevazu;
    Zayıflık görenle, iletişime sınır koymak.

    Tevazu;
    Makamı, etiketi, bilgisini kibir malzemesi yapana tamam öyle olsun diyebilmektir.

    Tevazu;
    İnsanlıkta ölçü, dinde iman gibi hassas bir denge ise bunca gereksiz cümle niye salçalaşırsın bile demeden izlemektir.

    Tevazu;
    Herşeyin Allah'tan olduğuna iman etmektir. Üzerine düşünmez kul, akışta tevekkül eder..

    Tevazu;
    Yeni yol ve kapılara açık olmaktır.

    Tevazu;
    Vizyonlu insan, karalar bağlamaz. Vefasını bilir, alır cebine gider. Vicdanı, pürü paktır..

    Tevazu;
    Büyümek gibi planları yoktur, faydalı olmak ve vakti zamanı gelince kulum senden memnunum duysa yeter.

    Tevazu;
    Sevdiklerinin ruhunu incitmemek ve aynı zamanda incinmemektir.

    Tevazu;
    Sevmek ve sevilmemin kaynağı Allah'tır...

    Tevazu;
    Maddi ve manevi rızkın kaynağı Allah'tır...

    ...

    Şunu düşünüyorum, tevazu sahibi insan olma gayretinde sınırlarını nasıl korumalı. Sessizlik bir geri çekiliş aslında. Sınır ve hadsizliğe çözüm değil gibi...

    Anlam yüklememek belkide, gül geç...

    İmtihan ehli, ahir zaman... İman kordan bir ateş... Allah (cc) herkesin yar ve yardımcı olsun.

    Uyanış;
    Kulum.. Kulsun.. Kullar..

    Emanetin sahibi, herşeyin en iyisini bilen ve takdir edendir. Emanetin sahibini seviyorum. Bizi maddi ve manevi korusun kollasin, herşeyimizi kolaylaştiriversin, berekletlendiriversin. Ona hakiki kul olmayı nasip etsin. Peygamber efendimize hakiki ümmet olmayı nasip etsin. Büyüklerimize ve anne babamıza hakiki evlat olmayı nasip etsin. Dünya ve ahiret nimetlerini meccanen bereketle nasip etsin. Amin, amin..

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  4. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    28/09/2025_Taslak Şiir
    Beyin Çalışıyor:)

    Değer verdiğini nasıl anlarsın?
    Sana ayırdığı zaman belirler.
    Ne kadar kaliteli dinlediği belirler.
    Bir konuya sunduğu çözüm belirler.
    Verdiği sözü tutma eğilimi belirler.

    Değer verdiğini nasıl anlarsın?
    Sesi yüksek değildir, kelimelerin gücünü bilir.
    Egosuz özgüveni ile yollar açmayı bilir.
    Copy cümle yerine, özgün düşünmeyi bilir.
    Ortam ve kişiler değişmeden, kişinin tavrının değişmeyeceğini bilir.

    Değer verdiğini nasıl anlarsın?
    Sen ben yok deyişindeki samimiyetin, reeli yaşatır.
    Saygıyı davranışları ile gösterir ve yaşatır.
    Güven özününe hakimdir, sarsmadan yaşatır.
    Gölge olmayı bilir, gölge oluyorum demeden yaşatır.

    Değer verdiğini nasıl anlarsın?
    Özgür ve hür bir ruh ile yaşarsın.
    Baskılanmak nedir bilmezsin.
    Tutarlıdır ve tevazü sahibidir, bilirsin.
    Dağ gibidir, yaslanabilirsin.

    Bunları nerden bilirsin, aileden gördüğün iklim ılımandır. Baban dışarıda aslandır, herkes korkar veya çekinir. Sen bilirsin, pamuk gibidir. İtaat edersin. Evde kardeşler arasında bir mesele çıktığında, etkiye tepki vermem gereken yerde verir, susman gereken yerde susarsın. Sorarsın sonra hata yaptım mi diye; "tepki vermen gereken yeri, sen bilirsin, devam der ve gülümser". Sormanın sebebi, onu üzmemektir. Hiç unutmam ve bana güç verir "o halleder" der; ama hep koruyup kollar; korunup kullanacağım şekilde dengeleri sağlar.

    Herkes bildiği toprağı arar. Değerde öyle birşey sanki...

    Toplumda gölge olmayı bilen, mert insanlara düşsün yolumuz. Boş konuşanlar ile hiç tanışmasakta olur. Gereksizlik vakit kaybı, idare etsek ne olur!? Boşa geçen zaman, günah değil mi?

    Tevazü, gereklilik. Uygun ortamda gereklilik. Sağlık, vazgeçilmez. İyimser biriyim, süresi belli. 'Menfaat' deyip hak veren de, zalimden farkı ne?

    Sebep net, cins. Bir insan neyi aşağılıyorsa, o konuda eziktir. Ergenlik bitmez; ağlar, çok ve gereksiz konuşur, mukayese yapar, önde olmak çok önemlidir, kontrol edilmek istemez, hata karşında hep aynı savunma cümlelerini kurar, hata arınma yolları bulamaz, eşi - çocuğu bile onu saymıyor örnekleri anlatır, yaş ile ilgisi yok cins kavgası aslında anne ile sağlıksız ilişkinin göstergesidir, ya sağlıklı bağ kuramamiş ya da bağımlı olmuş, ikisi de iki farklı örnek ile çok belirgin. Denge yok!

    Uyanış:
    Değer, kimden nasıl aldığımız önemli. Kök iyise, çözümü var.

    Gerçek Güç:
    Emanetin sahibi, kör noktaları onarsın.

    Sonuç:
    Değer varsa, tevazü olur. Allah (cc), değer kıymet bilen insanlar ile her ortamda denkleştirsin.

    Allah (cc) yar ve yardımcınız/mız olsun...
    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  5. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Gereksiz ego, kaybelin tevazü..
    --- Ben ne yaptım sorusunu ilgiliye sormadan, üçüncü kişiler ile yapılan boş konuşmalar.
    --- Çözüm istemiyor, haklı olmanın ve istediğini yaptırmanın derdinde.
    --- Aynı dedikodu, vakti zamanında sana yapamamıştır. Seni malzeme yapmak, çıkarına hizmet eder. Konum değiştir, bir başkasının konumu ile senin konumun değişecekse ve sen bunu kabul edecek kadar şahsiyetsiz misin!?
    --- Arkadasindan konuştuğun kişinin elini eteğini öpecek kadar, yakın olmak nasıl bir meziyet!?
    --- Bu tip insan, sadece çıkar varsa samimi yoksa dedikodu yapıp çıkarı için alt yapı yapıyor, var olamamış ve kabul görmemiş çocuklar büyütülürse, sonuç.

    Gereksiz ego, kaybelin tevazü..
    --- Yönetmek hayat felsefesi olan, iletişim dilinde üstedir. Konu ve yer neresi olursa olsun. Bu düğün için toplanan bir takı veya bir cenazeye gidiş hiç fark etmez. Organizasyonu ben yaptım, diye arar ve hesap sorar.
    --- Halbuki hesap verdiği kişiye bilgi verilmiştir. Konu bilgi veya haber değil, konu izin!!! Gereksiz izinler, gereksiz cümleler, gereksiz liderlik vasfi (neden, baskilayarak kurulan bir lider; çıkar bitince biten bir ilişki/iletişim).
    --- Kimse değişmiyor, değişmiş gibi davraniyor; kişiliği çıkara göre şekil alan ve güç seven biri ile ortak olmak ister misin? Hayır.

    Gereksiz ego, kaybelin tevazü..
    --- Memur zihniyetli kişiler, tepeden bakmaya alışmış ise karşındaki el etek öpüyorsa "çok çalışıyorsun" der ve gazlar. Bunu gün ve gün ciddiye alan, horozlanır.
    --- Din, dil ve ırk ayrımı yapan seni giyinme şekline takılır. Neden? Örümcek beyinli de ondan. Ve beyinler, seni müşterilerine layık görmez. Bilmez ki, bizi olduğumuz gibi kabul eden kaç kişi var; özürlü.

    Gereksiz ego, kaybelin tevazü..
    --- Çalışma hayatı; işçi ve işveren sistemi üzerine kuruludur evet. Sözlü iletişimde nezaket "işçi, eleman..vb" yerine "çalışma arkadaşımız, ismi..vb" hitap gerektirir.
    --- Nezaket sebebi, bize ait olmayan bizler emanetçi olduğumuzun idrakinin bir göstergesidir.
    --- Kimse köle veya koyun değil. Etten kemikten ve ruhtan oluşan bir organizma, emanetçi. Siz bir sıfatla ona sahip olduğunuzu ifade ediyor ve üsten bakıyorsunuz.
    --- Nezaket yüceliktir; eziklik baskı sever, emir kipi sever, karşı tarafa güç gösterisi hissettirir, ses yüksek sever, kendine muhtaçlık sever.

    Sonuç:
    Kayıp,
    Bereketsizlik.

    Neden bereketsizlik, ortama melek gelmez ki bereket olsun. İşler açılsın, müşteriler gönüllü para getirip, sen ne dersen o desin. Çünkü samimiyet aşağıdan yukarı herşeyi etkiler.

    Gereksizlik = Bereketsizlik

    Saygı göstermeyene saygı göstermek, emanetin sahibine verilecek bir cevap gerektirir. Bilgilerinize..

    YanıtlaSil
  6. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Eğitmen, Mudanya Üniversitesi Kurucusu, Giyasettin Bingöl ne güzel özetlemiş:

    " " " Kültürlü olmak;
    --- Çok kitap okumak, üniversiteler bitirmek, her yeri gezip görmek, kaliteli mekanlarda oturmak, farklı insanlar tanimak, entelektüel takılmak ya da aşırı sosyal yaşamak değildir.

    Kültür;
    --- Edeptir, saygıdır, haya'dır, haddini bilmektir, nerede nasıl davranacağını seçebilmektir, kalbi berrak tutabilmektir.

    İnsana değer vermek;
    --- Özen göstermek, ona kıymetli olduğunu hissettirmektir. " " "

    Sonuç:
    Demek ki tevazü; istek, gayret ve emek gerektiriyor. Gereksiz ego içermeyen, samimi bir yaklaşım ile mümkün. Samimiyet beden dilinden okunan, göz teması ile anlaşılan en naif histir. Hissettiremediğiniz hissin, karşılığını sorgulamak gereksiz. Güven ile kardeş, yürek ile yoldaştır...

    Saygı göstermeyene saygı göstermek, emanetin sahibine verilecek bir cevap gerektirir. Bilgilerinize..

    YanıtlaSil
  7. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Adabı Muaşeret Nedir?

    Derin bir konu, sığ olmayanlar anlayabilir. Allah (cc) ile her an yanımızda, ruhumuza yarattığında nurundan üfledi. Hikmeti nedir? Kulum, beni hissetsin ve nurum ile onu koruyayım; dünya ve ahirette kul olduğu sürece korkmak yoktur.

    Kul, gayret ve tevekkül eder. Terbiyesini bozan, emanetin sahibine hesabını kendi verir. Cinsini kabul eden, nerede nasıl davranması gerektiğini bilir ki en nihayetinde annesi, bacısı, eşi ve kızı vardır. Onlara yapılmasını istemediği hiçbir şeyi yapmaz (bedeninin mahrem bölgelerini kaşımaz, sıcak veya soğuk fark etmeksizin uuuppp... ohhh... diye ses çıkarmaz, edepsizce dedikodu yapmaz, konu ve olay çıkarmaz, alay etmez, yalan konuşmaz, kıvırmaz, tutarsız davranmaz, aşağılamaz ; şarkı söylemez, edepsizlik yapmaz ).

    Şımarık kimdir? Edepsizliğinin farkında olup hiç birşey yok gibi davranandır. Menfaati söz konusu olduğunda eğilir bükülür; ey dünya menfaati ne kadar büyüksün! Tövbe, tövbe...

    Adabı Muaşeret Nedir?

    Çalışmalarını koyun veya köle gören nefis, eleman diye konuşur; kanunu o koyar, sadece uyarsın. Söz söyleme veya fikir beyan edemezsin. İstediği gibi bağırabilir, kapıları yumruklar! Korkan insan, yağ çeken insan makbul; bunun tersine fikir beyan edebilen şımarık diye etiketler.

    Adabı Muaşeret Nedir?

    Nasılsın der, sert bir üslupla; surat asar. Memur ruhlu insanla, insan çıkartmak zor diye konuşur; burası kurumsal değil der. Konu sizce kurumsallık mi, insan olmak mi..? Kimse, insanlık nedir; hak yedik, kalp kırdık, ezilmeyecek sistem kuramadik demiyor...! Emanetin sahibi, kurumsallığı veya savunma mekanizması cümleleri işlemeyecek. Çünkü, insanın ruhuna kendi nurundan üfledi, nokta. Üzemezsin... O da kendini üzemez... Her iki durumda, Allah'a kırarsın.

    Yeni okudum, çok üzüldüm kendi adıma; Rabbim kendimi üzdüğüm her an için "estağfurullah el azim ve etübü ileyk" diyorum. Beni affet, Allah'ım... amin.

    Üzmeyeyim derken; üzüldüm. Ey güzel Allah'ım bunu terk etmem için bana yardim et, amin.

    Adabı Muaşeret Nedir?

    Cenaze töreni, ibret almak için uygulanır. Görünmek veya bağ kurma mekanı değildir. Ölüm dışındaki tüm konular, yerli yersiz boş sözler sadece o kişinin ibret almaya gelmediğini görünmek yani menfaati için katıldığını gösterir. "Ay sizi çok özledim, niye konuşmuyorsunuz, alınıyorum" diyen kişiye verilecek tek cevap; "burası ibret alma yeridir" deyip, boş konuşmamaktir. İşe ara verdin, geri gelmek için cenaze törenindeki bağ kurma çalışmalarına ihtiyacı var; görünür ama hissetmez.

    Acıyı paylaşmak ise, yüreği güzel insan ile olur. Cenaze sonrası, doğum günü kutlayan gırla konuşma ve gülüşme; ibret alınmadığını ve acıyı hissetmediğini gösterir.

    Adabı Muaşeret Nedir?

    Dedikodu yapan, laf atan, konum değiştirme ihtiyacına çözüm için seni kullanan ruh. Bu cesareti kimden alır, patronundan veya yöneticisinden. Samimiyetle özür dilemeden hiçbir şey yok gibi konuşan, cevap verilmez; neden yine seni malzeme yapar. Çünkü, samimiyetsiz.

    Sonuç:
    Ye kürküm yeee...

    Adap, aileden gelir; sonradan edilinilmez. Gelişim, istek ister; hiç bitmez. Kul, "be" harfinin altındaki noktanın hikmetini bilir ve acizliğinin farkındadır. Elif gibidir... vav gibidir. Hep hamd eder; nimetlere şükür eder. Emanetin sahibi, herşeyin en iyisini bilir. Maddi ve manevi rızık, Allah'tandır...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  8. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    "Kişi bir ortamda kendini değersiz hissederse, güvensizlik oluşuyor. Bu iş hayatında çalışana, sen olsanda olur olmasanda olur dil ve davranışları ile ortaya çıkıyor. Aslında, bulunduğumuz her ortam içinde geçerli." (Araştırmacı, Murat Yerdekalmazer)

    Düşündüm, evet oldukça doğru bir tespit. İnsan duyguları hiçe sayılması, sonrasında hiç birşey yok gibi sayılması 'değersizlik' yani 'hiçe saymaktır'. Bunu kim size yapıyorsa veya yapmış ise, sizlerde bunu devam ettiriyorsaniz zincirleme bir günahın parçası olmuşsunuzdur. Allah (cc) korusun...

    Sonra derin bir düşünme daha yaptım, ruhuma sordum "bu konuda ilk tecrüben, ne zaman oldu?" ; "sonrakiler ne zaman oldu?" ; "şimdi duyduğun değersizlik konusu neydi?" ; "ve sen niye artık çabalamak istemiyorsun...?"

    Bulup, Allah (cc) gönderdim. Dönüştürdüm, ruhumu ve alanımı. Hamdolsun... Ve artık kimse bu duyguyu bana hissettiremez, Allah (cc) izniyle.

    Sonuç:
    Değer Allah'tandır.

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım sen, emanetimi senin istediğin şekilde sana teslim edebilmem ve hesabımım kolay olmasını nasip eyle; hesapsız beni kabul eyle. Emanetin değerli, biliyorum. Seni çok seviyorum, yar ve yardımcım ol, amin...

    Uyanış:
    Kişiler birbirine emanettir; Allah (cc) sistemini emanet üzerine kurdu, çocuklar ve eşiniz başta olmak üzere tüm es, dost akraba, arkadaş, iş ilişkisi...vb.

    Allah (cc) isterseydi, hiç kimseyi birbine emanet etmeden maddi ve manevi rızkını verirdi. Buradaki hikmet, insana verilen tüm güçler geçicidir, zayıflığını fark etsin diyedir. Birde, dünya hayatı bizlere emanet sahibi olarak verdiğimiz gayret ve tevekkül ölçüm yeridir; buna göre Allah (cc) hikmeyi ve rahmeti ile cennet hayatı vaad edilmiştir; aksi hal ise cehennemdir.

    Allah (cc) yar ve yardımcımız/nız olsun...

    Güç ve iktidar duygusu, emanet sisteme aykırıdır. Bu duygu, insanoğlunu yanıltır mahveder ve yok eder. Kimse, kimsenin üstünde değildir. Saygı ve saygınlık, insani davranış ve emanet sistemine duyulan kabul ile mümkündür. İnsan kim ki affetsin, olan herşeyi; Allah (cc) gönderir ve tevekkül eder.

    Allah (cc) yar ve yardımcımız/nız olsun...

    İtaat kimedir? Sonsuz sevgi ve güven kaynağı, Allah(cc)'dır. Sonra, emanet edildiğimiz emanetçiyedir; aynı zamanda bu durum emanetçiler arasında cins fark etmeksizin aynıdır. Bir düşünün ki, emanetçiler birbirini tamamlasın ya da destek alsın diye kurulan bu sistemi kul olarak kabul ettik, hamdolsun.

    Allah (cc) yar ve yardımcımız/nız olsun...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  9. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    İnsanlar, emanetçi ise... yönetmek veya hükmetmek üzerine okuma ve beyin fırtınası yapmak gerekiyor gibi.

    İnsan niye hükmeder? Üst olma, varlığını koruma, etiket veya koltuk kaygısı, görülmek, daha çok para...

    "Ne öldürür, ne güldürür" (Atasözü)

    Düşünüyorum bu ara, Allah (cc) büyüktür.

    ▪︎Vaadler;《Gerçekler》
    ▪︎Sözler;《Bugün 》
    ▪︎Saygı;《Ortam》
    ▪︎Gelir;《Aynı》
    ▪︎İleriye Yatırım;《Ortaklık, Kendi İşin 》
    ▪︎İbadet, Aile;《Zaman Sebestliği》

    Düşündüm, sordum, geri dönüş zayıf ise sonuç bellidir. Tayy tayy... Çözüm yoksa; ne öldürüyorsun ne de güldürüyorsun demektir. Yani, desteklemek ve ileri gitmesi için önü açılmayan birey ne yapmalı?

    Balık tutmasını öğretenler; candır.

    Balıklarla eşleştirenler; candır.

    Balık tutmanın keyfini, onuru edip birlikte keyif aldıkların; candır.

    Balıkları önüme düşsün, emeklerim bugünler içinmiş; hamdolsun diyebilmek; candır.

    Maddi ve manevi rızıkta kaynak, Allah'tır...

    Sonuç:
    Netlik, fırsatlar sunmak 'değer' ile ilgilidir. Bu, yüksek egosu olmayan, sakimiyetle senin iyi olmani isteyen ve destekleyen, tebrik edebilen emanetçiler yapabilir.

    Mukayese ruhu olan, ne öldürür ne güldürür; tazminatsız çıksın der. Gerçek usta, çırağın kendisini geçmesinden gurur duyar ve emekle, özgürce edep çerçevesinde kendini ifade edebilen çırakları ustalastirir; yollar açar.

    Bunu yapamayan, ruh; emanetin sahibine ilgili açıklamayı vakti gelince yapar. Allah'im bizi nefsinimiz ile başbasa bırakma, amin.

    Değerlemdirme:
    Koşulsuz sevgi ve saygı, ruhu dinlendirir. Beklentin bitebilir, saygın bitmez. Kime? Samimi olan, baş tacı.

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım, sen bizi maddi ve manevi rızıklandıransın. Hayırlısi mübaregiyle, tez vakitte sen bu aciz kulunu (emanetçini) maddi ve manevi rızkını bereketlendir; yeni, kolay, keyifli, entelektüel ve analitik zekali ruhlar ile eşleştirir. Gençlere ışık, yeni yollar açalım; birbirimizden memnun ve razı olalım, amel defterimizi açık tutan iyiliklere ve güzelliklere vesile kılıver. Amin...

    Baş;
    Saygı duyuyorsa,
    Değer verip samimi olursa,
    İleri gitmenden onur duyorsa,
    Kazansın diyebiliyorsa,
    Tebrik edebiliyorsa,
    Mukayese etmiyorsa
    Önünü açıyorsa ...

    #Tevazü_Sahibidir #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlaki Bozulmanın Kaynağı Sistem mi Birey mi?

İlk dört yazıdan sonra artık kaçamayacağımız sorunun eşiğindeyiz. Çünkü bir toplumun yaşadığı ahlaki sarsıntılar, bir süre sonra tek tek davranışların toplamı olmaktan çıkar; toplumsal aklın yönünü tayin eden bir muhasebeye dönüşür. Bu muhasebede “kim yaptı?” sorusu, kısa vadede rahatlatır. Ama asıl soruyu sormadan iyileştirmez: Bizi bu noktaya getiren şey nedir? İlk yazıda görünürlük çağının ahlaki eşiği nasıl düşürdüğünü konuştuk. İkinci yazıda gücün dokunulmazlık hissi üretip vicdanı nasıl sessizleştirdiğini gördük. Üçüncü yazıda suçun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir anatomisi olduğunu, dördüncü yazıda ise rol modellerin çöküşünün temsil alanını nasıl boşalttığını konu edindik. Şimdi bütün bu parçaları tek bir noktaya bağlayan soruya geldik: Ahlaki bozulma bireyin kusuru mu, yoksa sistemin sonucu mu? Bu soru bir tartışma konusu değil; bir kader çizgisidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedavidir.  Vicdanın En Kolay Kaçışı İnsan zihni, karmaşık olanı sadeleştirmek ister. T...

İyiliği Sessizce Bırak Geriye

Günümüzde iyilik, çoğu zaman bir gösteriye dönüşmüş durumda. İnsanlar yaptıkları yardımı, verdikleri desteği ya da gösterdikleri ilgiyi görünür kılma arzusuyla hareket ediyor. Sosyal medya, bu gösterinin merkezlerinden biri hâline geldi. Artık birine yardım edildiğinde, ilk refleks o anı kayda almak ya da başkalarıyla paylaşmak oluyor. Oysa gerçek iyilik, sessizce yapılan iyiliktir. İyilik, yalnızca ihtiyaç sahibine değil, onu yapan kişiye de iyi gelir. Ancak bu fayda, iyilik karşılık beklemeden, reklam yapılmadan, hatta unutularak yapıldığında ortaya çıkar. Çünkü iyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir. İyiliği görünür kılmak çoğu zaman onun anlamını azaltır. Anlatılan, gösterilen, alkış bekleyen iyilikler, samimiyetini kaybetme riski taşır. İyiliğin amacı, takdir edilmek değil; bir boşluğu doldurmak, bir yarayı sarmak, bir yükü hafifletmektir. Bu yüzden iyilik, özünde sade bir eylemdir. Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davra...

Statü Endişesi ve Tüketim Kültürü

“İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.” diyor Cemil Meriç Bu cümle, modern dünyanın en derin yarasını tek nefeste ortaya koyuyor. Bugün eşya ile insanın yer değiştirdiği, duyguların tüketimle yarıştığı, değerin görünürlük üzerinden ölçüldüğü bir çağın içindeyiz. Ve bu çağın en görünmez ama en ağır yüklerinden biri, giderek artan statü endişesi. İnsanın kendini, karakteri ile değil; sahip olduklarıyla tanımlamaya başlaması… Tüketim kültürünün ise bu duyguyu besleyen büyük bir motor hâline gelmesi… Bugün birçok insan için tüketim, bir ihtiyaçtan çok kimlik göstergesi hâline gelmiş durumda. Bir telefon modeli, bir tatil fotoğrafı, bir çanta ya da bir restoran karesi ve hatta kutsal mekanlarda çekilen bir özçekim… Hepsi aynı soruya cevap gibi: Ben toplumda neredeyim? Tüketim Psikolojisi: Kıyaslamanın Sessiz Çığlığı İnsanın doğasında kıyaslama var. Hepimiz mutlaka bir şeyi başka...