Ana içeriğe atla

Su ve Teslimiyet: Engelleri Aşmanın Hikmeti

Su, önüne çıkan kayaya inatla vurmaz. Onu parçalamaya kalkmaz. Akışını sürdürür; ya sessizce sızar, ya da sabırla yolunu değiştirir. Bazen incecik bir damla olur, bazen coşkun bir nehir. Ama hangi hâlde olursa olsun, suyun kaderi yolunu bulmaktır.

İşte bu yüzden sufiler, “su gibi ol” derken aslında bize bir sır fısıldarlar: Teslimiyetin sırrı.


Teslimiyet: Boyun Eğmek Değil, Yol Bulmak

Çoğu insan teslimiyeti yanlış anlar. Boyun eğmek, pes etmek, yenilmek sanır. Oysa su bize gösterir ki teslimiyet, yenilmek değil; yolu görmek demektir. Su, karşısına çıkan kayaya yenilmez; onu zorlamaz ama sabırla aşındırır. Sessizliği, aslında bir kudrettir.


Bir yönetici için de böyledir. Krizlere öfkeyle saldıran, anlık kararlarla hareket eden kişi en çok kendi enerjisini tüketir. Ama su gibi olan, sabırla ve süreklilikle engeli aşar, krizi yolun bir parçasına dönüştürür. Teslimiyet, edilgenliğin değil; akıllı, sabırlı ve hikmetli bir iradenin adıdır.


Liderliğin Sınavı: Su Gibi Olabilmek

Bir toplumun önünde duran, karar veren, yön tayin eden kişi, aslında büyük bir nehrin başındaki kaynağa benzer. Kaynağın berraklığı bozulursa, nehrin aşağısı da bulanık akar. Bu yüzden liderin teslimiyeti, sadece kendi yolunu değil, ardındaki bütün toplumu etkiler.


Nurettin Topçu’nun dediği gibi: “Hakikate bağlılık, insanın en büyük iradesidir.” Teslimiyet, işte bu bağlılıktır. Hakikate teslim olmak, rüzgâra kapılmadan akmak; menfaatlerin, öfkelerin ve hırsların bulanıklığına düşmeden safiyeti korumaktır. Liderin gücü, hakikate bağlı kalmasındadır.


Suyun Sessiz Gücü

Su görünürde sessizdir. Gürültü çıkarmadan da yol alır. Ama o sessizlik, en güçlü dersi öğretir: süreklilik. Bir damla, günlerce, aylarca, yıllarca aynı noktaya düşer ve sonunda kayayı deler.


İnsan için de hayat böyledir. Zorluklar, bir anda kırıp geçilecek engeller değil; sabırla aşındırılacak kayalardır. Bir yönetici, aceleci ve telaşlı olduğunda kalabalıkları ürkütür. Ama su gibi sabırlı olduğunda, en sert krizler bile onun önünde yumuşar.


Teslimiyetin Erdemi

Su, nereden geldiğini unutmadan akışını sürdürür. Kaynağını inkâr etmez. İnsan da, asıl kaynağını yani Rabbine bağlılığını unutmamalıdır. Teslimiyet, insanı güçsüz kılmaz; bilakis en güçlü hâline taşır. Çünkü teslim olan insan, artık nefsinin esiri değildir. Onu yöneten öfke, hırs ya da korku değildir. Onu yöneten, akışın kendisidir.


Su gibi olan insan kırıp dökmez; çatışma üretmez; kendi yolunu açarken başkasının yolunu tıkamaz. Teslimiyetin en büyük hikmeti budur: Hem kendi huzurunu, hem de çevresinin huzurunu çoğaltmak.


Sonuç: Suya Bakan, Yolunu Görür

Bugün yöneticilerin, liderlerin, kanaat önderlerinin en çok ihtiyacı olan şey suyun terbiyesidir. Çünkü su, bize şunu hatırlatır:

Krizleri zorla değil, akılla ve sabırla aş.

Engeli düşman bilme, onun üzerinden yol çıkar.

Sessizliğin kudretini keşfet.

Ve asıl kaynağını unutma.


Su gibi olmak, bir kişinin değil; bir toplumun da kurtuluş yoludur. Çünkü su, akarken hayat taşır. Teslimiyetin hikmetiyle akabilen lider, sadece kendi yolunu değil, ardındaki nesillerin de yolunu aydınlatır.

Yorumlar

  1. "su gibi hayat ver" sözü Mevlana'nın (hafızam beni yanılmıyor ise)

    YanıtlaSil
  2. Yormak nedir?
    Dünyaya hiç yok olmayacakmış gibi bağlanmaktır...

    Yormak nedir?
    Emanetçiyi ve emanetin sahibini incitmektir...

    Yormak nedir?
    Su gibi olmak yerine, ateşi tercih etmektir...

    Yormak nedir?
    Patavatsızlık ile yapılan ruha zulümdür...

    Yormak nedir?
    Karşındakinin kalbini düşünmemektir...

    Yormak nedir?
    Vefasızlık, sadakatsizliktir...

    Yormak nedir?
    Verilen sözü yerine getirmemektir...

    Yormak nedir?
    Sorumsuzluk, özensizliktir...

    Yormak nedir?
    Gereksiz ve boş konuşmalar ile vakti ziyan etmektir...

    Yormak nedir?
    Popülerlik veya yaranmak için lafı evirip çevirip taşımaktır...

    Yormak nedir?
    Net olmamakır...

    Yormak nedir?
    Karşı tarafa vermediğin güveni, beklemendir...

    Yormak nedir?
    Birine salça olmam, sonrasında da bunu kamufle etmendir...

    Yormak nedir?
    Kendi menfaatlerin için karşındakini her türlü kullanmandır...

    Yormak nedir?
    Dönebildiğin kadar dönmen, fuluu olmandır...

    Yormak nedir?
    Ahlaksızlık, adapsizlik yani adabı muaşeretsizliktir...

    Yormak nedir?
    Gücünün yettiğini ezmendir...

    Yormak nedir?
    Dini hassasiyetler ile alay etmendir...

    Yormak nedir?
    İnsanlara soru sorup, sonra bunu malzeme yapmandır...

    Yormak nedir?
    Çalışma alanını çöplüğe çevirmendir...

    Yormak nedir?
    Bir iştirade, durumu kağıda dökmemendir; sonra da öyle demedim dememdir...

    Yormak nedir?
    Karşı cins ile anlaşmazlığını ofise kadar taşımandır...

    Yormak nedir?
    Tepede olduğunu hissettirmendir...

    Yormak nedir?
    Saygısızlığın, arşı aşmasıdır...

    Yormak nedir?
    Patrona veya yanindakine yalakalığındır, samimiyetsizliğindir...

    Yormak nedir?
    Sıkıştığında veya menfaatinde, seni işe koyanı konuya dahil edip araya koymandır...

    Yormak nedir?
    Maddi ve manevi rızık Allah'tandır. Bunu unutmandır...

    Yormak nedir?
    Gereksiz ve tekraren siyaseti konuşup konuşup sakız yapıp bağ kurma çabalarındır...

    Yormak nedir?
    Gereksiz ve yersiz ses yükseltmendir...

    Yormak nedir?
    Başkasının kariyerini küçümsemen ve emeğine yaptığın hakarettir...

    Yormak nedir?
    Sözün uçup yazının baki olduğunu bile bile ve deneyimleye deneyimleye yine de sözlü konuşmaları tercih etmendir...

    Yormamak nedir?
    Güven kokar, sadakat beşiğinde sallanırsın...

    Yormamak nedir?
    Gereksizlik barındırmaz...

    Yormamak nedir?
    Sevgi ve saygının yansımasıdır...

    Yormamak nedir?
    Sonucu görmek ve teslimiyettir...

    . . .
    #Geliştirilebilir #Şiir #Taslak

    Tüm gün yormak, yorulmak ve yormamayi düşündüm. İlham oldunuz demiştim. Yazdıkça rahatlıyor ruh. Kimi bağırıp rahatlar, kimi yazarak.

    Hamdolsun tüm imtihanlarımıza, yaşadığımız tüm güzelliklere de şükürler olsun... Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  3. Düşündüm;
    Taş aşınır; odun yontulur. Sonuç hammaddesi belli.

    Bizim ailede bir söz vardır, sık kullanır annem "ağaç yaş iken eğilir"; sonradan olan oturmaz. Sadece aşınma veya yontulma yetmez...

    Padişaha sormuş vezire, bir kedi eğitmeni istiyorum; meşrubat servis etsin. Vezir "Padişahim hüküm sizindir" der ve eğitir. Sonunda, kedi meşrubat servis eder durumdadır. Padişah çağırır "vezirim, sunum başlasın"; bir taraftan diğer paşaya işaret ve para ortama salınır. Kedi ne yapsın, meşrubat servis yaparken fare görünce; elindekileri devirir ve düşer fare peşine. Padişah sorar "vezir, bu ne hal"; vezir hiç tavır bozmaz ve şu cevabı verir "cibiliyet, Padişahım.. eğitik ama cibiliyet neyse o dur".

    Sonuç / Uyanış / İçindeki Güç:
    - Olacak şeyler için zaman ve emek harca. Olmayacak duaya amin demek ahmaklıktır.
    - Ahmak kelimesi anlamı oldukça manidar, bu sene duydum ve öğrendim. Kullandığım bir kelime değildi. Ahmak, kendisine ve çevresine faydasi olmayan ifade ediyor. Oldukça düşündüm duyduktan ve anlamının özünü okudukça.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  4. Yorumlarımızı ekliyoruz, izninizle.

    Sınır, insan ilişkilerinde olmazsa olmaz bir durum. Bazen... Yeni denk geldim. Bir psikolojik şöyleşi, bu durumu özetlemiş;

    "Eşşek size tekme attığında, sizde dönüp eşşeğe tekme atmasınız."

    "Eşşeğin tekme atacağı mesafede duramamalısınız."

    "Mesafenizi koruyun."

    "Konun eşşekle alakalı olmadığızı biliyorsunuz."

    Yaniii...
    Fazla adım atmışsın. Eşşeğe fazla gelmiş, insanlığın!

    Annem ile babamın bir lafıdır;
    - "eşşekle eşşek olma, çık gel";
    - "Kötü komşu, insanı mal sahibi / iş sahibi yapar" der;
    - Yaşanılan hikayeler anlatırlar. Allah'in adaleti şaşmaz... çok şükür.

    Dedem de;
    "Kızım, sen kötü ile kötü olma. Beni hatrim için...." der ve devam ederdi.

    Gerçek Güç:
    Gayret, sorumluluk, tevekkül...

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  5. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    "Ha ben, ha sen" demek, diyen patron; aslında çalışanı ile daha derin bir bağ kurarak çalışmasına daha da sarılma taktiği midir?

    Bunu nasıl anlarsınız, konulara yaklaşımından ve size verdiği söze ne kadar sadık olup; ne kadarını yerine getirebildiğinden. Tabi, koşullarda önemli. Tek yetkili mi, birden fazla yetkili olup; güç karmaşası mı var... Yoksa, iyi polis kötü polis mi oynanıyor...

    Güven, bir tercihtir. Sonucu ne olursa olsun, karşınızdakinin beden dili ve yaklaşımı çabası ile ya devam eder ya da rafa alınır tuzlanır (emeğe ve bireysel tercihimize saygımızdan).

    Birde, bu cümleyi gereksiz ve yersiz kullanan vardır ya yeni personeli tavlar. Eğitimi ve görgüsü yetersiz personel ne yapsın, ukala olur. Elinde patron yetkisi, zannı oluşmuştur; istediği zaman bağırabilir, istediğine laf atip can sıkabilir, holigan gibi siyaset konuşabilir, dedikodu malzemesi işinin devamı ve yetkisi için olmazsa olmazdır. Arkadasinda patron/yönetim kurulu başkanı vardır. Diğer, yönetim kurulu başkan yalaka ve yalverleri ise yeni personeli gazlar bilir ki, o severse onu, yönetim kurulu başkanı da onu sever. Traji komik, saçma salak bir döngü! En yetkili arkamda, yerel halk ve yaverler arkamda bana birşey olmaz ki, der. Allah (cc) isterse, neler olur... İyimser olalım mi; aslında suçlu değil, figürandır.

    Herkes emanetçi, figüranların unuttuğu bu... Dünya, kimselere kalmayacak.

    Sabah denk geldim;
    --- "Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın." (Hud Süresi 85)

    Dün denk geldim;
    --- "Olgunlaşmak, derin bir konuşma ve samimi bir özrün pek çok şeyi düzeltebileceğini fark etmektir. Ama çoğu insan bunun için yeterince olgun değil." (Pratik Psikoloji)

    Samimiyet, yapılan hatada tekrarı kaldırmaz. Dinimizde öyle demiyor mu, tövbe et ama tekrar etme yoksa tövben kabul olmaz. İnsanlar, çıkarı olana kadar yaklaşıp samimiyetsiz özür dilerse ne olur!? Yine yine aynı şeyi yapar, sorunu üretir ve bak ona yakınlık gösterdim ama olmadı. Soru net, ne kadar samimiydin? Bu hırsın, seni yok eder, ne zaman... Allah (cc) istediğinde.

    Uyanış:
    Yönetim Kurulu Başkanı ve figüranları. Çünkü, cins kavgası yapan; o istediğinde buna yeltenemiyor. Örneği mevcut, izin istiyor ve onay alıyor; sıkıyorsa yapsın.

    Gerçek Güç:
    Sessizce, herseyin sahibi olan Allah'a bırak.

    Sonuç:
    Kaliteli insanlar ile bağ kur, gözü tok, sözünün eri mert ve net. Allah (cc) isterse, herşey mümkün... Ondan iste ve bekle.

    Gereksizlik = Bereketsizlik
    (Maddi ve manevi yoksunluk, Rahmetten faydalanamama hali)

    Saygı göstermeyene saygı göstermek, emanetin sahibine verilecek bir cevap gerektirir. Bilgilerinize..

    YanıtlaSil
  6. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Eğitimci ve danışman, Selim Geçimli ne güzel özetlemiş;

    " " İşyerinde Yöneticinin Mobing Yöntemleri:

    1) Her türlü başarınızı görmezden gelirken, bütün hatalarınızı ortaya çıkartıp özgüveninizi yıkmaya çalışır.

    2) Sizinle konuşurken telefona, bilgisayara bakar ya da başka işlerle uğraşıp hiç göz teması kurmaz ve sizi değersiz hissettirir.

    3) Sürekli insanları birbiriyle kıyaslayıp aralarında bir rekabet oluşturur ve kıskançlık, düşmanlık duygularının artmasını sağlayıp insanları daha kolay yönetir.

    4) Bir gün iyi, bir gün kötü, bir gün mutlu, bir gün aşırı öfkeli şekilde tutarsız davranarak insanların dengesini bozmaya çalışır. " "

    Sonra, çalışan sıkılır. Gereksiz güler ve alaycı konuşur. Samimiyetsizce, sebebini sorar. Bu bir kısır döngüdür. Uzun yıllar, konumunu koruma yönetimidir. Nasihatı da eksik olmaz. Copy cümlelerden, aklı kimden aldığı da açıktır. Çünkü, kendince anlatır durumu ve akıl alır; sonra da der ki, sizin söylediğinizi de yaptım olmuyor 'sorunlu' deyip daha da etiketler. Yıllar geçer, huy geçmez. Bilmez ki ya da idrak edememiştir ki, "Rızık Allah'tandır..." Görünür de, insan!

    Emanetçi düşünüyor...........
    》"Allah (cc) ol der ve olur" ; emanetçi, emanetçiyi niye böyle yapıyor dememeli. Olumlu veya olumsuz anlam yüklememeli. Kim ne yapmak istiyorsa, o ona aittir. Sakince, Allah'a bırak.
    》Olanı kabul et, kimsenin düzelmesi için bekleme.
    》Söz vermeden, düşünüyorsan; verdiğinde tutabiliyorsan, ne mutlu; tutamıyorsan, mahcubiyet duyup, telafi edebiliyorsan ne güzel.

    Uyanış:
    Demek ki, ilmi siyaset yapan/lar; herşeyin farkında. Konu yok, mesele yok, çıkar var... Birde film yazan, oynatan, yöneten var; atlar tepişir, kimseye malzeme vermemek vicdan ve akıl/zeka gerektirir.

    Saygı göstermeyene saygı göstermek, emanetin sahibine verilecek bir cevap gerektirir. Bilgilerinize..

    YanıtlaSil
  7. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
    #Üslup #Şiir_Taslak

    Sesini yükselten; sesini duyuramaz..
    Ruh rahatsız oluverir..

    Sesini yükselten; kalbe giremez..
    Ya da girdiği kalpten çıkıverir..

    Sesini yükselten; güven vermez..
    Ya da verdiği güven azalır ve yok olur..

    Sesini yükselten; kimler için bunu yapmaz..!

    Sonuç:
    Bir insanın dili, yaklaşımı herşeydir.

    Uyanış:
    Üzmeyeyim derken; üzülmemek gerek.

    Gerçek Güç:
    Emanetin değerli, sahibine teslim edilecek ve nerede nasil harcadığın sorulacak. Maddi ve manevi rızık, Allah'tandır...

    Hatır:
    Yine de üzülmesin, diyebilmek... Hatır, tükenebilir; herşey, nasip.

    #Saygılar #Tüm_Emanetçilere

    YanıtlaSil
  8. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    "Türk Tipi İşletme Yönetimi" & "Kaos İle Yönetmek" nedir?

    * Patron yavar ve yalakaları, onların karşısında efendi - hanımefendi olurlar; yönettiği veya çıkarları ters düşen kişiler ile şımarık ve ahlaksız iletişim kurarlar. Bunu yaparken de hiç cekinceleri yoktur, koşulsuz imtiyaza sahiptirler. Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    * Edi ile Büdü olma hali vardır; bu hal taraftar toplama yani istediğini yaptirmada kullandığı bir aparattir. Birgün Büdü kavga eder, sinirine yenik düşmüştür bu hep olur. Edi ne yapar, hiç aldırış etmez ya da ediyormuş gibi yapar. Çünkü, Edi çıkarı söz konusu olmayınca Edi'nin Büdüsü değildir. Edi'nin çıkarına ters düşen biri ise, Büdü kavga ettiği ya da saygısızlık yaptığı kişi o da tam gaz sözde Büdü için kavga eder ya da saygısızlığın dibine vurur, bu durumu da patronuna ballandira ballandıra anlatır ya da patron sağ ve sol konuna fark etmez, kullanacağı malzeme/ler silsilesi... Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    * Birde Büdüsü, iki formül yazinca ileri zekalı oluyor. Neden? Mesaj şu, ben iyi iş yapanı övüyorum izlenimi. Komik iltifatlar zeka üzerine, sebebi zeka kokmalı espri bile dediğimden. Zeki ama ahmak insan gördük biz, deniz altı yazılımı yapıp beynini kullanamayan zeka ölçüsü öğrenip yaptığınız yani meziyet ettiğiniz becerileriniz değil; ahlaklı kivrak zeka çok başka birşey, bu arada övgü gibi bir derdi bile olmaz. Gayet mütevazi, görgülü ve olgun insanlar. Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    * Bir insanın neye evet, neye hayır dediği kişiliğini gösterir. Durumu kurtarmak için evet deyip, sonra öyle değilmiş ya da ne yapalım deyip kıvırmak... Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    * Patron sağ sol kolunun sözde yönettiği kişilerden, aslında kime saygı duyacakları bile programlı. Tanıdığı bildiği ve kendi bizzat seçtiği kişilere saygı duyar. Gerisi pasa piso, laf gargarasi; beğenmiyorsa bir gurp bulur yıpratır kendi kendine çıksın mantığı. Denge adı altında tam bir dengesizlik hali... Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    * Kal derken samimiyet ile samimiyetliğin enerjisini aynı anda alırsın. Neden? Biri istiyor; diğerleri derdi sadece tazminat. İsim sayıyor burasi size kalacak, gül mü ağla mi? Komik... Neden? Söylediği kişiler, kaf dağında. Bu arada zaman göstermiştir ya da saflığımdan algım yeni açılmış olacak ki, portföy sahibi ne derse o, işi getiren düdüğü çalıyor. Firma ile kim görüşüp sözleşme yapıyorsa patron o ise. Söylediği kişiler, seni daha firma ile olan iletişimi ve yetkinliğini sorguya açacak söylemler ile seni yıpratıyor; firma karşında karizman yok. Yani ortak olma ihtimalin sıfır; tabiri cayizse it gibi çalışırsan sözde bir konum veririz o da belki... Seni biz var ettik. Hele ki, cinsini bil ve otur oturduğun yerde ya da şımarıklık artık bu çıkabilirsin herşeyi yaptık biz söylemleri. Aslında herşeyi yapmadıklarını da biliyorlar ama no netlik. Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    Zaman herşeyi belirler, kim artistlik yapıyorsa net dur yeter. Helal kazancına, haram karışması kişinin sorunu; senin değil. Net dur, ihtiyaçlarını söyle, rahatsız olduğun ahlaksızlıkları söyle,malzeme verme, kime ne kadar inanacaklarsa inansınlar bırak, çıkaracaklarmiş kapımız açık eyvallah... Denge içerisinde dengesizlik bir seçimdir, tercihlerimiz bizi biz yapar. Samimiyetsizlik, kalitesizliğin işaretidir.

    Kalitesizlik insanı yoruyor... Ahlaksızlıklara cevap verip, seviyenizi düşürmeyin diyorlar yapıyoruz. Yazın içinizde kalmasın diyorlar yaziyoruz. İslam ahlakı ve insanlığa sahip zeki kişi ve kişilere niyet edelim, yollarımız kesişsin, amin...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  9. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Sığ kime denir?
    "Yüzeysel olmak veya düşüncesiz olman kimse."

    Ahmak kime denir?
    "Aklını yeterince kullanma yeteneği olmayan, zekası pek gelişmemiş, bön, budala kimse."

    Beyinsiz kime denir?
    "Kafasız, akılsız, düşüncesiz; muhakeme yeteneğini kaybetmiş kimse."

    Yobaz kime denir?
    "Din konusunda başkalarına baskı yapmaya yönelen, dinsel bağnazlığı aşarılıya vardıran; bir inanca veya düşünceye körü körüne bağlı olan, hoşgörüden yoksun kimse."

    En büyük ahlaksızlık nedir?
    "En kötü ahlaksızlık, ilgisizlik, kayıtsızlıktır; öyle ki, acı çeken yalnız kişinin hiçbir önemi yoktur."

    Bu gibi tanım veya tanımlamalar beyin fırtınası olması adına okunabilir; anlamaya çalışabiliriz. "Rabbim uzak etsin" demeyi de unutmamak lazim tabi.

    İnsan ilişkisi, satranç gibi. Anlamak zeka istiyor; biraz da sezgi. Konuları iyi okumak, okuduğunu doğru yorumlamak ile mümkün. Önce insanların menfaatini, çözmek; sonra aile yapısı ve davranışlarını, çözmek; sonra konu ve olaylarda başrol mü yoksa figüran mı, çözmek; bizi sonuca götürüyor. Beden dili, samimiyetin gerçekleri bize doğrular; kaliteli mi, yalaka mı...

    "Elif" olmak, kime yakışır; samimiyet ile nasiplendirilmiş kişilere.

    Yobazlık niye düştü aklıma, insanlar hem soru sorup hem de sizi etiketliyorsa samimiyetsizdir. Sorduğunda fetva vermem, bildiğim kadarıyla ifade ediyorum derim, eksiğim olabilir istersen soralim derim de. Kula düşmez başka kulu yargılamak. Emanetin sahibi herşeyin en iyisini bilendir, bizlerin ufkunu açsın ve yapabilmeyi nasip etsin, amin.

    Copy cümleyi kuran, kaynağı da veriyor. Farkında değil, çünkü o da figüran olmuş farkında değil. Düşündüm de, az konuşuyordum artık hiç konuşma ve duyma; sorulursa bilmiyorum de geç.

    Enerjini nasıl koruyabilirsin? Diye düşündüm, duymayarak ve herkesi zihninde kendi alanında hayal edip bırakarak. Olumsuz cümle kuran kişilerin, kendi alanı. İsyan ederse de, kendi alanı. Figüran olan, seçimi yapmıştır, korkuları onu esir etmiştir; suçlu, sistemi sığ ve ergen olanları sorumlu yapandır.

    Konular niye bitmiyor, çünkü bir kişi bazen bin kişiyi zehirler; gitse de uzaktan yapar. Can çıkar, huy çıkmaz. Saç baş birbirini yolanlar, bugün kanki; neden... Zehirlenen; sığ ve ahmaktır.

    Bağ kurmak, derin bir konu... samimiyet varsa, mümkün. Herkese nasip olmuyor, ruhlar tanışıp anlaştı ise mümkün.

    Anlatılanı dinle, anlam yükleme ve geç!! Malzeme verme, yeter. Huzur...

    Samimi ve güven veren insana, sevgiyi de saygıyı da hak ediyor. Sen, bizleri nasiplendir Allah'ım...

    Tesettür, kadına ve erkeğe farz. Şimdiler de, sığ insanlar kadına etiketlemiş; herşeyi mükemmel görmek istiyor, kendin ne yapıyorsun! Gülüyorsun, kiz kiza hopp ortama damlıyor ve konuya giriyor. Bir de, fetvaya geçiyor. Bunu açık kapalı, tesettürlü tesettürsüz herkese yap; din, sadece tesettürlüye mi indi!? Sen, niye kendini sakınmıyorsun... sınırları korumuyorsun. Gülmek günah!! Erkeğinde, gülmesi ve adabı muaşeret bilmemesi günahtır. İşte yobazlık, budur. Neyse! Sakin...

    Ortamda bereket, yok diye düşünmeyenler; savunmadalar ve ağlamakla meşguller. Ağlayanlar, yılbaşında maaş iyileşmesi ile ödüllendirilir. Bu, hep böyledir :)))

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  10. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Her kişinin öz kokusu vardır. Bu; cinsini tam kabule geçememişlerde olması gerektiği gibi değildir, rahatsız edicidir. Psikoloji makalesinde okumuştum, farklı detaylarda var ilginç.

    Sonra, bir dini sohbet şöyle bir şey anlatıldı; büyük ulamalar kişi yanindan geçerken kokusundan rahatsız olurmuş, cennetlik veta cehennemlik olduğunu hissederlermiş.

    Uzun süredir, üzerinde düşündüğüm ve araştırdığım bir durum bu. Elimde değil, çok rahatsız ediyorum.

    Tiksinme halinde ise, bu duyum yine aktif oluyor sanırım. Muhatap olduğum an, tiksiniyorum. Bu durumu yaşayan birine sordum, değiştiremezsin dedi. Laçka kişilerde de aynı durumu yaşıyorum, itici geliyor. 12 yıl önce gittiğim danışanima gidicem başka çarem yok gibi...

    Sonuç:
    Kul hakkı deyince, aklınıza sebep olduğunuz şeyler de gelmeli.

    Dua:
    Kimseye maddi ve manevi huzur ve maneviyat veren biri olarak yaşat beni ey güzel Allah'ım.. amin.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlaki Bozulmanın Kaynağı Sistem mi Birey mi?

İlk dört yazıdan sonra artık kaçamayacağımız sorunun eşiğindeyiz. Çünkü bir toplumun yaşadığı ahlaki sarsıntılar, bir süre sonra tek tek davranışların toplamı olmaktan çıkar; toplumsal aklın yönünü tayin eden bir muhasebeye dönüşür. Bu muhasebede “kim yaptı?” sorusu, kısa vadede rahatlatır. Ama asıl soruyu sormadan iyileştirmez: Bizi bu noktaya getiren şey nedir? İlk yazıda görünürlük çağının ahlaki eşiği nasıl düşürdüğünü konuştuk. İkinci yazıda gücün dokunulmazlık hissi üretip vicdanı nasıl sessizleştirdiğini gördük. Üçüncü yazıda suçun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir anatomisi olduğunu, dördüncü yazıda ise rol modellerin çöküşünün temsil alanını nasıl boşalttığını konu edindik. Şimdi bütün bu parçaları tek bir noktaya bağlayan soruya geldik: Ahlaki bozulma bireyin kusuru mu, yoksa sistemin sonucu mu? Bu soru bir tartışma konusu değil; bir kader çizgisidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedavidir.  Vicdanın En Kolay Kaçışı İnsan zihni, karmaşık olanı sadeleştirmek ister. T...

İyiliği Sessizce Bırak Geriye

Günümüzde iyilik, çoğu zaman bir gösteriye dönüşmüş durumda. İnsanlar yaptıkları yardımı, verdikleri desteği ya da gösterdikleri ilgiyi görünür kılma arzusuyla hareket ediyor. Sosyal medya, bu gösterinin merkezlerinden biri hâline geldi. Artık birine yardım edildiğinde, ilk refleks o anı kayda almak ya da başkalarıyla paylaşmak oluyor. Oysa gerçek iyilik, sessizce yapılan iyiliktir. İyilik, yalnızca ihtiyaç sahibine değil, onu yapan kişiye de iyi gelir. Ancak bu fayda, iyilik karşılık beklemeden, reklam yapılmadan, hatta unutularak yapıldığında ortaya çıkar. Çünkü iyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir. İyiliği görünür kılmak çoğu zaman onun anlamını azaltır. Anlatılan, gösterilen, alkış bekleyen iyilikler, samimiyetini kaybetme riski taşır. İyiliğin amacı, takdir edilmek değil; bir boşluğu doldurmak, bir yarayı sarmak, bir yükü hafifletmektir. Bu yüzden iyilik, özünde sade bir eylemdir. Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davra...

Statü Endişesi ve Tüketim Kültürü

“İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.” diyor Cemil Meriç Bu cümle, modern dünyanın en derin yarasını tek nefeste ortaya koyuyor. Bugün eşya ile insanın yer değiştirdiği, duyguların tüketimle yarıştığı, değerin görünürlük üzerinden ölçüldüğü bir çağın içindeyiz. Ve bu çağın en görünmez ama en ağır yüklerinden biri, giderek artan statü endişesi. İnsanın kendini, karakteri ile değil; sahip olduklarıyla tanımlamaya başlaması… Tüketim kültürünün ise bu duyguyu besleyen büyük bir motor hâline gelmesi… Bugün birçok insan için tüketim, bir ihtiyaçtan çok kimlik göstergesi hâline gelmiş durumda. Bir telefon modeli, bir tatil fotoğrafı, bir çanta ya da bir restoran karesi ve hatta kutsal mekanlarda çekilen bir özçekim… Hepsi aynı soruya cevap gibi: Ben toplumda neredeyim? Tüketim Psikolojisi: Kıyaslamanın Sessiz Çığlığı İnsanın doğasında kıyaslama var. Hepimiz mutlaka bir şeyi başka...