Ana içeriğe atla

Statü Endişesi ve Tüketim Kültürü

“İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.” diyor Cemil Meriç

Bu cümle, modern dünyanın en derin yarasını tek nefeste ortaya koyuyor.

Bugün eşya ile insanın yer değiştirdiği, duyguların tüketimle yarıştığı, değerin görünürlük üzerinden ölçüldüğü bir çağın içindeyiz. Ve bu çağın en görünmez ama en ağır yüklerinden biri, giderek artan statü endişesi.

İnsanın kendini, karakteri ile değil; sahip olduklarıyla tanımlamaya başlaması… Tüketim kültürünün ise bu duyguyu besleyen büyük bir motor hâline gelmesi…

Bugün birçok insan için tüketim, bir ihtiyaçtan çok kimlik göstergesi hâline gelmiş durumda. Bir telefon modeli, bir tatil fotoğrafı, bir çanta ya da bir restoran karesi ve hatta kutsal mekanlarda çekilen bir özçekim… Hepsi aynı soruya cevap gibi:

Ben toplumda neredeyim?

Tüketim Psikolojisi: Kıyaslamanın Sessiz Çığlığı

İnsanın doğasında kıyaslama var. Hepimiz mutlaka bir şeyi başka bir şeyle mukayese ederiz. Fakat dijital çağ bu duyguyu kontrolsüz bir boyuta taşıdı. Sosyal medyanın pürüzsüz hayatları, modern insanın zihninde fark etmeden bir endişeyi tetikliyor:

“Ben geri mi kaldım?”

İbn Haldun, 14. yüzyılda bunu fark etmiş ve şöyle demişti: “Mağluplar, galiplere benzemeye meyillidir.” Bugünün galipleri, dijital vitrinlerde idealize edilen yaşamlar… Modern insan, o hayatlara erişemez ama onların tüketim biçimine benzeyerek görünür olmaya çalışır. Ve böylece tüketim kültürü, psikolojik bir kısır döngüye dönüşür:

Tüketirsin → Huzur bulmazsın → Daha çok tüketirsin.

Bu döngü insanın içine işleyen sessiz bir yorgunluk üretir.

Gösteriş Tüketimi: Toplumu Sessizce Yıpratan Ekonomi

Gösteriş tüketimi, literatürde uzun süredir tartışılan bir konu ama günümüzde bambaşka bir boyuta taşındı.

Artık insanlar bir ürünü ihtiyaçtan değil; başkalarının gözündeki yerini korumak için tüketiyor. İbadet için Umre veya Hac vazifesini yerine getirirken dahi nerede olduğunu göstermek için sosyal medyada yayım yapar. Bu video veya fotoğraf… Ben de buradayım der gibi. Hepimiz geçtiğimiz yaz ayında bir sosyal medyaya devlet kararı ile erişim kısıtlamasından dolayı gideceği bu tatili sosyal medyada paylaşamayacağından dolayı iptal eden insanların haberlerini okuduk.

Bugün tüketimin en yoğun olduğu alanlar:

  • Markaya ve logoya dayalı giyim tercihleri
  • Sürekli yenilenen elektronik cihazlar
  • “Statü mekânlarında” çekilen fotoğraflar
  • Tatil ve yaşam tarzı tüketimi

Fakat bu görünürlük arayışı, içsel tatmini sağlamıyor. Aksine insanı daha kırılgan, daha borçlu ve daha bağımlı bir hâle getiriyor. Ekonomik açıdan baktığımızda ise tüketim baskısı; tasarruf oranlarını düşürüyor, üretim motivasyonlarını zayıflatıyor ve toplumun uzun vadeli dayanıklılığını azaltıyor.

Tüketim kültürünün büyümesiyle birlikte, insanın değeri sahip olduklarına indirgeniyor. İşte bu, Cemil Meriç’in sözünün tam karşılığı: “Eşyalar sevilmeye, insanlar kullanılmaya” başlanılıyor.

Medeniyetimizin Huzur Kaynağı: Kanaat

Burada kaybettiğimiz bir değer var ve bu değeri yeniden konuşmak gerekiyor: Kanaat. Kanaat, zayıflık değil; özgürlüktür. İhtiyaç ve arzu arasındaki sınırı bilmek… Hayatı denge içinde yaşamak… Mutluluğu sahip olduklarında değil, anlamda bulmak…

Yedinci yüzyılda Hz. Peygamber (s.a.v.), israfı toplumun kalbinden söküp atmak için kanaati merkeze koymuştu.

Osmanlı’nın 15. ve 16. yüzyıllarında, ekonomik gücün sembolü gösteriş değil; sorumluluktu. Vakıflar bunun en güçlü delilleridir. İnsan tükettikleriyle değil; bıraktığı iyilikle anılırdı.

Bugün ise tüketim kültürü büyüdükçe, kanaatin sesi kısılıyor. Arzular sınırsızlaşıyor, ihtiyaç–arzu ayrımı bulanıklaşıyor. Oysa kanaat kültürü hem bireysel huzurun hem de ekonomik istikrarın anahtarıdır.

Statü Endişesinden Kurtulmak İçin Üç Adım

Bugünün dünyasında hem bireylere hem topluma düşen üç temel görev var:

1. Kanaat Ekonomisini yeniden hatırlamak

Tasarruf, üretim ve denge… Bunlar hem bireyin hem ülkenin gücünü artırır.

2. İhtiyaç–arzu ayrımını yeniden kurmak

Arzular sınırsızdır; insanı yorar. İhtiyaç bellidir; insanı rahatlatır.

3. Gençleri sosyal karşılaştırma baskısından kurtarmak

Bir gencin değeri satın aldıklarıyla değil; ürettiği, düşündüğü, ortaya koyduğu değerle ölçülür. Toplumlar tüketimle değil; üretimle yükselir.

Sonuç: Gösteriş Geçicidir, Kanaat Kalıcı

Statü endişesi, insanın iç huzurunu sessizce aşındıran bir duygudur. Tüketim kültürü ise bu duyguyu daha da derinleştirir. Fakat medeniyetimizin bize yüzyıllar boyunca öğrettiği bir hakikat var:

Gösteriş insanı yorar. Kanaat insanı özgürleştirir. Bazen insanın ihtiyacı daha fazlası değildir. Bazen insanın ihtiyacı, sahip olduklarının kıymetini bilmektir.

Kanaati yeniden hayatımızın merkezine aldığımızda; hem psikolojik olarak güçleniriz hem de daha sağlıklı bir toplumsal denge kurarız.

Gerçek huzur, tüketerek değil; anlamı büyüterek gelir.

 


Yorumlar

  1. Ellerine sağlık Doğan başkanım. Günümüz insanını değerler üzerinden tanımlamışsın. “Tüketmek ve kullanmak” kavramları çağımız insanının içinde değer barındırmayan hastalığıdır.

    YanıtlaSil
  2. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Bir durup düşünmeli, razı olmak... Herşeyin yegane kaynağına olan inancımız, tevekkül kapısının anahtarıdır.

    Konu aynı ise... olduğu gibi kabul et; değişmez. Değişmesi için bunu olduğunu gibi kabul ettikten sonra dönüştür. Bunu yaparken anlik yapma, o an geri çekil ve düşün.

    - - -
    Sefer Budak, "Razı Olmak" üzerine yazısı, olduğu gibi aktarıyorum:

    Razı olmak;
    Kabul etmek değil, teslimiyettir.
    İçinde kırıklar varken bile 'Rabbim bilir' diyebilmektir.

    Pes etmek değildir, çünkü pes eden bırakır. Razı olan Allah'a bırakır.

    İnsan direnirken yorulur. Niçin ben? Diye sorarken ağırlaşır kalp. Ama 'bu da bana terbiye' diyebildiğin an, yüklerin hafifler. Çünkü artik sen taşımıyorsundur. Kalbini taşıyan, Rabbindir.

    Belki bugün anlam veremediğin şey, yarın 'iyiki böyle olmuş' diyeceğin bir hikmettir.

    Olana razı ol, çünkü Allah, seni hiçbir zaman yanlış yönlendirmez.
    - - -

    Değerlendirme:
    Rıza-i ilahi, seni seviyor; teslimiyet.

    Sonuç:
    Arsızı veya ahlaksızı, onlara benzemeden kabul et; akışta kal. Ruhun rahatsızlık bitmiyorsa, nazikçe sınır koy.

    Dua:
    Rabbim biz aciziz. Sen bizi, nefsimiz ile bir an dahi başbaşa bırakma. Bizim kabulümüzü kolaylaştır, teslimiyetimizi tasdik et. Amin...

    Kaynak belli. Ey güzel Allah'ım sen, aciz kullarına senin yolunda harcamak ve vesile olmak için gani gani ver. Müslüman, müslüman kardeşini koruyup kollayabilsin. Amin...

    #Teslimiyet
    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  3. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Müslüman, pintiliğe düşmeden tedbirli kullanım ile kanaat edecek; güçlü ve iradeli olacak; temiz ve pak giyim sahip olacak; nefsini ezmeden helal yiyecek ve gezecek.

    Müslüman, faydalı işler ile meşgul olacak; dünya işleri ile ahiret hazırlık işleri yapmakta dengede olacak.

    Müslüman, müslüman kardeşi siftah yapsın diye sırasıni verebilecek. Herşeye anlamayacak, herkes ve konular onun etrafında dönmeyecek. Sıra verip, sonra bunu başına kalmayacak. Rızık Allah'tandır...

    Müslüman, bir söz verince tutacak; tutamıyorsa özür dileyip helallik alacak.

    Müslüman, müslümana balik tutabilmeyi öğretecek; yollar, insanlar ile muhatap kılacak.

    Müslüman, ağlamaz ve ağlatmaz. Kalp ve gönül kırmaz. Konuları, çarpıtmaz ve konuyu fuluu bırakmaz. Sadece, Allah (cc) için konuşur; bilir ki, tüm kameralar çekimde iç ve dışta.

    Müslüman, statü veya makam sevdası yerine; vesile sevdası ile yanmalı. Kime bugün ne konuda vesile olabildim. Olamadığın hüzünlenmeli... Dün ile bugün arasında fark yok!

    Müslüman, slogan veya boş sözler ile meşgul olmaz.

    Müslüman, müslümanı ve tüm inanç sahiplerini kullanmaz. Nettir, razı olunan çizgide duruş sergiler. Sınır ihlali yapmaz. Rıza olmadan, akıl veya fikir vermez. Sana nasıl yardımcı olabilirim der; ve gerçekten yapar.

    Müslüman, bilir ki iyilik nesiller boyudur. Bir kişiye dokunabilirsen, o da bir kişiye dokunur; bu dalga büyük ve tüm kötü veya gereksiz herşeyden toplum, insanlık kurtulur. Zalimlere fırsat kalmaz, şer engellenir.

    Müslüman, rızkın kaynağını bildiği için mukayese yapmaz. Maddi ve manevi rızık Allah'tandır... Herkes birşeyler ile imtihan olur ve geçer. Aynı şeyler, tencit pilavı gibi pişirip pişirip gündem konusu yapılmaz. Yapılıyorsa, ahlaksız malzeme peşindedir. Olsa ne olur!? Nefis... sen yarın ne olacaksın, hak ne yazdı kimse bilmez.

    Müslüman, konuşurken haya eder. Nezaketi, statü göre değil herkesedir.

    Tüketim:
    ~ Gösteriş yapmadan, helal kazanç tüketebilirsin; nefis zülm etmemek lazim.

    ~ Bizde büyükler, gençken giyin ve gezin derler. Yaş gidince, gönül istemez yavrum... derlerdi. Sana da alayım derdim, yok kuzum derdi babaannem ve anneannem. Dedem; ahlaklı ol, benim kızım ol, sana ne istersen ben alicam derdi. Ben onları gezdirecektim, üniversiteden mezun olmadan vefat ettiler.

    ~ Pintilik ile kanaat arasındaki farkı iyi gözetmek lazım. Helal kazan, helal harca... kimsenin birşeysinde gözün olmasin, nefsini yokla.

    ~ Vesile olmak için, kazan ve tüket.

    ~ Düşüncede ve fikir beyan etmede hür ol, fikirlerini beyin fırtınası yapamayacağın yerlerde tüketme. Düşüncelerini zenginleştir, saygı duy, saygın ol, hak yoldan ayrılma.

    Sonuç:
    Birşeyi hangi niyetle istediğiniz ve kullandığımız önemli.

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım, sen bizleri hak yolda vesile kıl. Herşey nasip, bolluk bilinci ver ve bu bolluk bilincini ziyan etmeden faydalı olalım. Amin... Bizi maddi ve manevi bereketlendir ve koru. Amin...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  4. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Bırakmak kolay mıdır, zor mudur? İradeye bağlı biraz, fark edip duyguyu değiştirme gücü de etkilidir.
    ▪︎Kıskanmamak,
    ▪︎Dedikodu,
    ▪︎Sınır Aşmamak,
    ▪︎Adab-ı Muaşeret,
    ▪︎Muyasede,
    ▪︎Eleştirme,
    ▪︎Yalan,
    ▪︎İtham,
    ▪︎Alay,
    ▪︎Kaos... vb.

    Tüm bunlara anlam yüklemeden, kişileri kendi alanında bırak. Allah'a bırak.

    Şimdide bırakmak üzerine düşünüyordum, bu yazıyı okudum. Ne güzel özetlemiş.
    - - -

    1 Soru, 1 Cevap, "Bırakmak" üzerine yazısı, olduğu gibi aktarıyorum:

    " Birgün fark edeceksin ki, herşeyi tutmak zorunda değilsin. Bazı insanlar hikayenin tamamı değil, sadece bir sayfasıdır. Ve o sayfa bittiğinde, devam etmeyi öğrenmek gerekir. "

    " Çünkü bazı şeyler bitmez, sadece anlam değiştirir. "

    " Bir zamanlar seni büyüten şey, birgün seni geride tutabilir. Bırakmak, pes etmek değildir. Bazen sadece, savaşmanin seni yorduğunu fark etmektir. "

    " Ve kendi sessizliğini seçmektir gürültüsüz, sade ama özgür. Zamanla anlarsın, her kayıp boşluk bırakmaz; bazıları içini genişletir. Ve o boşlukta kendine yer açarsın. "

    " Sonunda fark edersin; bıraktığın herşey, seni biraz daha "sen" yaklaştırır. "
    - - -

    Sonuç:
    Bırakabilen, önünü görebilir.

    Dua:
    Ey güzel Allah'im, gereksiz herşeyi geride bırakıp; önünüme bakmak istiyorum, yar ve yardımcım oluver..Amin.

    Rabbim öyle bir kapi aç ki, sevinç çığlıkları atayım.. Amin.

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  5. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Konu: Nefes tüketmek, nerde nasıl, gerekli mi gereksiz mi...

    Bir ortamda, konunun kaynaması bir kişi ile olmaz. Burada iradesiz davranan kim? Konuşmayı yapan, hoca. Kibarlıktan diyebilirler, ders anlatmaya başlayınca siyasi bir konu ile ilgili espri yaparsa ne olur? Hooppp kişiler gargara başlar.

    Yaptın diyelim, konuyu toparlayabiliyorsan espri yap. Zaten konuşmaya hazır geveze ortamda var; 7/24 konuşuyor, savunma psikolojisi, ergen.

    Sonra, en zayıf halka yaşlı birey seçilir. Evet o da geyik yapmak istiyor ama sen malzeme vermezsen yapmaz ya da frene basmasini bileceksin.

    Yaşlı adamın sonra üstüne gidiyorlar, neden ezik!? Konuşsun fikrini desin, sen yaşanmayacak mısın? Aynı fikirde olma, ne olur; yok illa haklı olacak ve fikrini kabul ettirecek çatlar yoksa.

    Sonuç:
    Algıyı yönetmek böyle birşey.

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım, sen olgunluğunu tamamlamış ve faydalı konuşan, susmasını bilen, savunma mekanizması veya bağ kurma derdi olmayan insanlar ile denkleştir. Yani, hayırlı mübarek insanlar ile haşreyle...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  6. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Konu: Zamanı tüketmek

    Tüketmek üzerine o kadar mesele var ki, biri de zaman. Zaman telafisi olmayan en önemli meseledir. Herşeyin telafisi var hemen hemen.. ama zaman ve ölümün yok.

    Serhat Yabancı'nın yazısı, olduğu gibi aktarıyorum:

    " Umursamazca davrandığın ilişkilerin kiymetini, ihtiyacın olduğunda daha iyi anlarsın. Ağaca çıkarken kırdığın dalların kıymetini, inerken anlamak gibi. "
    - - -

    Netlik seven biri için oldukça zaman tükendi. Sevimsiz hareketler, copy cümleler, alaycı konuşmalar, alaycı saygı; hepsi kalitesiz çığlığı atıyor.

    Çingene ruh, bir değil; iki değil; üç değil! Hep aynı. Neden? Menfaat, mukayese, ihtiyaçlar, yukaridayim tavırları, dedikodu, dışlama, din dil ırk ayrımı...

    Finans departmanı, kendini tepede görüyorsa; sorun tepedendir. Niye!? Bu kadar, köy ağası tavrı; ses yüksek, azarlama, eleştiri, bir şey sorduğunda cevaplar alaycı, 'hanım' veya 'bey' ifadesi samimiyetsiz, alaycı, onur kırıcı davranışlar sonrası hiçbir şey olmamış tavrı, kötü birşey olduğunda bundan beslenen bir tavır... Neden!? Çıkıp gidenlerden besleniyor. İşaret parmağı, dert ortağı.

    İşaret parmağına senli benli iletişim istemiyorum demiştim; finans departmanı, samimiyetsiz ve alaycı 'hanım' diyor. Çokta umrum!! Ağzına yakışmıyor, önce eril olmayı bırak diyesim geliyor; cinsini kabul et. İnsanları gereksiz korkutma, sana kendini beğendirmeceğim diye kendi olamıyor insanlar.

    Üç kişi gezmeye gidersin, fotoğraflara bak; yüzü murt gibi. Tekil fotoğraflar ve ikili fotoğraflar gülümsüyor. Ne kadar sevimsiz, samimiyetsiz. İkili davranıyor; menfaati nerede ise o yönde. Ne kadar tanıdık!? Muhteşem yönetim kurulu piyonları.

    Siyaset ve din konuşur; senin bir lafını alır başka taraf çekip hesap sorar. Konuyu uzatsan, uzar gider.

    Herkes gidebilir, tavrı. Sanırsın patron. Ya da patron dediklerine göre tavır alıyor!? Kim bilir... niye bu kadar çingene olsun ki!?

    Zenginler ile ilgili eleştirel laf be sözler, tüketim ekonomisine takmış, slogan atar. Kendi ne kadar uyumlu, tartışılır!

    Yanına oturan böyleydi hep, sanırdın sorun yanindakinde. Yok, son gelen ile konu netleşti. Duyduklarım yetti, gözlem, sakinlik; sonuç net.

    Birde sık sık 'yansıma' sloganı atıyor; herşey insanın yansımasıdir. Öğrenmiş internetten. Konu ile ilgili 'İbni Sina' oku; Kuran'ı Kerim maili oku; "biz insanı birbiri ile sınarız" diyor. Ayrıca, cinsini kabul etmeyen yanılır.

    Akıl süzgeçi olmayan, menfaat düşkünü olan, insan satan, kendini üste görüp manipüle edeni... Allah (cc)'nın kamerası çekiyor/çekti.
    - - -

    "Kalite bir erdemdir.
    O kendini;
    Mekandaki yaşantıda
    Düşüncedeki derinlikte
    Sevgideki cömertlikte
    İfadelerdeki gerçeklikte
    İdaredeki düzende
    Eylemdeki etkide
    Doğru zamandaki doğru harekette gösterir."
    [Lao Tzu]

    Sonuç:
    Umursamazlık, ay geçiyorsun kit kanat. Kendi işim yapicam dersin; bir evet bir hayır. Tripli konuşmalar, yazılar. Hoş mu? Dediğinde alınıyorsun deyip manipüle edilirsin. Ayrıca, part time çalışanların yıllık izni kesilmez; nerede adalet sloganları.

    Kalitesiz iletişim ve ortam; sağlık problemlerine sebebiyet, emanetin sahine ne cevap vericez?

    Kimse at değil, yarış yapmıyor; yapılan tavır ve kesilen cezalar telafi edilmeli. Hastalandım, hakkımı helal etsem bile emanetin sahibi ne der?

    Dua:
    Ey güzel Allah'ım maddi ve manevi rızık sendendir. Senden istiyor ve senden bekliyorum. Beni nefsim ile yanlız bırakma; kin ve nefret duymak istemiyorum. Herşeyin sahibi sensin, nötr yap beni. Amin...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  7. Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;

    Bana göre huzur, sükunet ve samimiyettir. Netlik severim, neyse o. Gayret ederim, yapamıyorsam özrümü paşa paşa dilerim.

    Kim neye razı ise, o şekilde iletişirim; iş yapar veya yaptırırım. Bu disiplinsizlik yol acmayacak kadar, olgun insanlar ile mümkün. Ortak kararlarda saygı ve yeni bakış açıları beni etkiler. Yeni bir keşif, yardımlaşma ve mukayesesiz bir ortamda var olmak huzurdur.

    Belirsizlik, ahlaksızlık ve adabı muaşeret uygun olmayan durumlarda kişinin kendi bilir; hesabi vereceği makam belli. O'na bırakırım...

    - - -
    Prof.Dr.Sinan Canan, Açık Beyin Programı,
    "Huzur"

    Huzuru taktığımız ilk yer?
    - Anne karnı.
    - Huzurlu ortamda büyüyen çocuk, hayatı boyunca huzurlu olabilir; huzursuz çocukluk geçiren insanlar tanırız.

    Huzursuzluk nedir?
    - Birşey bize kötü geliyor, yine yapıyoruz.
    - Birşey iyi geliyor yapimiyor ve erteliyoruz.

    Huzur kaynağı nedir?
    1) Gün içerisinde haraket edersek,
    2) Düşük stresli ortamlarda olursak,
    3) Sınırlarımızı aşarsak, kendini geliştiren.
    4) Dengeli ve yeterli beslenme.
    5) Kaliteli uyuyun.
    - Kendi yapımıza uygun, yaşam dizayn etmeliyiz. İnsanin hayattaki en iyi proje biziz, saçımızı süpürge etmemeliyiz.

    Huzursuzluk ne zaman oluşur?
    - Belirsizlik huzursuz getirir.

    Huzur öğrenilebilir mi?
    1) Dopamin, haz.
    2) Seratorin, tatmin. Huzura en yakın.
    3) Endorfin, ağrı kesici.
    - 3 birleşince, beyin iyi oluyor.
    - Oksidosin, güvende hissetme.
    - Gaba, frenleyinci. Sakinleşme.
    - Bunları nasıl artırabilir? Fazlası ve azı zarar.

    Huzur cinsiyete göre değişir mi?
    - Kadın ve erkek beyni farklı, kadın beyni daha fazla düşünüyor.

    Huzuru nasıl bulabiliriz?
    - Sevdiğimi bir hopi olacak. Bunu birakmicaz.
    - Birşeyin tamamlanma hali.
    - Faydalı olmak.
    - Vicdanlı olmak. Yapımıza ve adabi muaşeret uygun davranmak.
    - Hayatın hakkını verdiğimizi düşündüğümüzde; bu emeğin hakkını verdiğinizi düşündüğünüzde yani deydi dediğinizde.
    - Hazır olanlar; burda olanlar, anda olanlar. Hayatta huzur için, hazır olmaktır.
    - İçinde bir doluluk hissetmek. Issız yerlerde, kendine evren ol.
    - Hayatta gelen şeylere hazır olup, gelenleri ayıklamak, oradan ne çıkaracağımızı bilmemizdir.

    Haz ve huzur farklı şeyler, idrak edin. Durup ve düşün, müzik dinleyin...
    - - -

    Değerlendirme:
    Huzur kaynağı, Allah (cc)'dür. Herşeyin yoktan var eden, bizleri eşleştiren, rızıklandıran, emanetimizin yegane sahibi. Çok şükür...

    Ne zaman için sıkılsa "Allah'ım seni çok seviyorum" tekrar eder, "Beni yanlış yapmaktan sen koru" derim. Rabbim kabul etsin, amin.

    İmam-i Rabbani Hazretleri şöyle buyurmuştur; "İnsanları dara düşürmek, sıkıştırmak ve incitmek haramdır."

    Fuzuli der ki; "İnsanın ar damarı ne zaman çatlar biliyor musun? Birinin göz yaşıma sebep olduğu halde, sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya başladığında."

    O zaman, ne diyelim. Allah (cc) herkesin içini ferahlatsin, hataya düşürmesin. Maddi ge manevi rızık Allah'tandır...

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil
  8. Konu: İyi niyeti tüketmemek, yalan veya alay ile örtmemek

    "Gerçekten seni seven kişi, seni kaybetmekten değil üzmekten korkar." (Serhat Yabanci)

    İnsan, insanın ruhuna iyi gelmeyecekse niye iletişir veya niye birlikte iş yapar.

    Hırsları kendisini saran insan; yalan söyler, alay eder, dedikodu yapar, lafları çevirir/yuvarlak konuşur, bir de zeytinyağı gibi marifetlenir. Sonunda ne olur? Dünya için ahiretini satar. Herkes alışverişi kendine, kazanmak mi kazanmak mi... Kazandığın sandığım yerden herşeyini kaybedersin.

    Yaş gelmiş, geçmiş hırsları bitmemiş, olgunlaşmamış ruhlar; ruhu fakir! Hala nispet peşinde, 'yakışıklı' , 'canim' , 'abi' ... iltifat gibi görünüyor demi. Herkes layığıyla dünyada ve ahirette hemhal olur, arş olur.

    Maddi ve manevi rızık Allah'tandır... Hangi mertebe için neden imtihan ettiğini yalnızca o bilir. Ona bırak...

    Allah (cc) 'Hümeze Süresi-1' buyurmuştur ki:
    - "Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi adet haline getirenlerin vay haline."

    Peygamber Efendimiz buyurmuş ki:
    - "Kul yalan söylediği zaman, meydana gelen manen kötü kokudan dolayı, melekler kendisinden bir mil uzaklaşır."

    İmam-i Gazali buyurmuş ki:
    - Efendim, "sorgu münafığı olmayın" demişsiniz, bu ne demek?
    - Dert etmeyeceğin halde "nasılsın" diye sormak, münafıklıkta bir mertebedir.

    Hadis-i Şerif, Ebu Davud buyurmuştur ki:
    - "İnsanlar ile alay edene, cenetten bir kapı açılır, "haydi gir" denir. Oda telaşla gelir, fakat kapı kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider, kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık gel, denildiği halde giremez."

    Sonuç:
    Dünya bir ağaç gölgesi, bu kadar anlam ve hırs boş.

    #Saygı #Saygılar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ahlaki Bozulmanın Kaynağı Sistem mi Birey mi?

İlk dört yazıdan sonra artık kaçamayacağımız sorunun eşiğindeyiz. Çünkü bir toplumun yaşadığı ahlaki sarsıntılar, bir süre sonra tek tek davranışların toplamı olmaktan çıkar; toplumsal aklın yönünü tayin eden bir muhasebeye dönüşür. Bu muhasebede “kim yaptı?” sorusu, kısa vadede rahatlatır. Ama asıl soruyu sormadan iyileştirmez: Bizi bu noktaya getiren şey nedir? İlk yazıda görünürlük çağının ahlaki eşiği nasıl düşürdüğünü konuştuk. İkinci yazıda gücün dokunulmazlık hissi üretip vicdanı nasıl sessizleştirdiğini gördük. Üçüncü yazıda suçun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir anatomisi olduğunu, dördüncü yazıda ise rol modellerin çöküşünün temsil alanını nasıl boşalttığını konu edindik. Şimdi bütün bu parçaları tek bir noktaya bağlayan soruya geldik: Ahlaki bozulma bireyin kusuru mu, yoksa sistemin sonucu mu? Bu soru bir tartışma konusu değil; bir kader çizgisidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedavidir.  Vicdanın En Kolay Kaçışı İnsan zihni, karmaşık olanı sadeleştirmek ister. T...

İyiliği Sessizce Bırak Geriye

Günümüzde iyilik, çoğu zaman bir gösteriye dönüşmüş durumda. İnsanlar yaptıkları yardımı, verdikleri desteği ya da gösterdikleri ilgiyi görünür kılma arzusuyla hareket ediyor. Sosyal medya, bu gösterinin merkezlerinden biri hâline geldi. Artık birine yardım edildiğinde, ilk refleks o anı kayda almak ya da başkalarıyla paylaşmak oluyor. Oysa gerçek iyilik, sessizce yapılan iyiliktir. İyilik, yalnızca ihtiyaç sahibine değil, onu yapan kişiye de iyi gelir. Ancak bu fayda, iyilik karşılık beklemeden, reklam yapılmadan, hatta unutularak yapıldığında ortaya çıkar. Çünkü iyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir. İyiliği görünür kılmak çoğu zaman onun anlamını azaltır. Anlatılan, gösterilen, alkış bekleyen iyilikler, samimiyetini kaybetme riski taşır. İyiliğin amacı, takdir edilmek değil; bir boşluğu doldurmak, bir yarayı sarmak, bir yükü hafifletmektir. Bu yüzden iyilik, özünde sade bir eylemdir. Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davra...