Günümüzde iyilik, çoğu zaman bir gösteriye dönüşmüş durumda. İnsanlar yaptıkları yardımı, verdikleri desteği ya da gösterdikleri ilgiyi görünür kılma arzusuyla hareket ediyor. Sosyal medya, bu gösterinin merkezlerinden biri hâline geldi. Artık birine yardım edildiğinde, ilk refleks o anı kayda almak ya da başkalarıyla paylaşmak oluyor.
Oysa gerçek iyilik, sessizce yapılan iyiliktir. İyilik, yalnızca ihtiyaç sahibine değil, onu yapan kişiye de iyi gelir. Ancak bu fayda, iyilik karşılık beklemeden, reklam yapılmadan, hatta unutularak yapıldığında ortaya çıkar. Çünkü iyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir.
İyiliği görünür kılmak çoğu zaman onun anlamını azaltır. Anlatılan, gösterilen, alkış bekleyen iyilikler, samimiyetini kaybetme riski taşır. İyiliğin amacı, takdir edilmek değil; bir boşluğu doldurmak, bir yarayı sarmak, bir yükü hafifletmektir. Bu yüzden iyilik, özünde sade bir eylemdir.
Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davranış yeterlidir. Yolda karşılaştığın bir insana gülümsemek, ihtiyacı olan birine öncelik tanımak, yaşlı birine kapıyı açmak, borcunu gizlice ödemek ya da sadece birini gerçekten dinlemek… Bunlar, kimsenin haberi olmadan yapılabilecek ama bir hayatı değiştirebilecek güçte davranışlardır.
İyilik, görünmek zorunda değildir. İnsan yaptığı iyiliği anlatmasa da olur. Hatta bazen unutsa daha iyi olur. Çünkü bu unutkanlık, gösterişten uzak olmanın bir işaretidir. Gerçek iyiliği yapan insan, onu gündelik hayatın doğal bir parçası olarak görür. Onun için iyilik, dikkat çekmek değil, vicdanın gereğini yerine getirmektir.
Dünya, gösterişten arındırılmış, içten gelen daha fazla iyiliğe ihtiyaç duyuyor. Bugün bir iyilik yapın. Ama kimseye anlatmayın. Hatta kendinize bile hatırlatmayın. Sadece yapın ve geçin. Çünkü en derin izler, en sessiz adımlarla bırakılır.
Herkes böyle yaparsa dünyada kötülük kalmaz
YanıtlaSilYorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSil"İyilik, kendisini gizlediğinde derinleşir." İfadeniz oldukça derin ve zarif bir ifade olmuş..
"Bugün bir iyilik yapmak için büyük bir plan yapmaya gerek yok. Küçük, sessiz, basit bir davranış yeterlidir. Yolda karşılaştığın bir insana gülümsemek, ihtiyacı olan birine öncelik tanımak, yaşlı birine kapıyı açmak, borcunu gizlice ödemek ya da sadece birini gerçekten dinlemek… Bunlar, kimsenin haberi olmadan yapılabilecek ama bir hayatı değiştirebilecek güçte davranışlardır." İfadeniz konuyu oldukça iyi özetlemiş. Dini literatür ve toplumsal örf adet bunu öğretiyor bizlere. Doğru..
Sosyal konuşmalar da konu konuyu açar bazen, sevdiğin ve kıymet verdiğin insanların ahiretindeki tulası katkı veya vesile olmak için çıtlatabilir ya da usulünce söylenebilir. Kıymetli hocalar da, iyiliğe davet ediniz, vesile olunuz diyorlar, niyet.
Çalışma koşulları bazen izin isterken veya niye izin aliyorsun cevabının karşılığı "işim var" demek yetmiyor, cevap alıcını. Bu durumda, yalan söylemek yerine gittiğin yeri ve sebebini söylenebilir. Çünkü, yalan iyiliğini yutar.
Borç ödeme kısmı, dikkatimi çekti. Aldığınız maaş yeterli değilse, her konuşmamızda dengelerden bahsedilip, bekarsın deniliyorsa, aile bireylerinizden borç almak zorunda kalıyorsanız.. vb mecburen ifade edilir. Konu samimiyet aslında, biz bize söylenene doğru kabul edip sabrediyorsak hatra binaen ve vefalı davranmak adına bekliyorsak sözün bittiği yerdeyiz ama mecburiyet.
Bazen de şöyle olabiliyor; biri soru soruyor sizde oldukça safça cevap veriyorsunuz ama bu defikodu malzemesi yapılabiliyor. Aslında, bunu yapanın niyetini bir başkasından dolaylı duyunca (copy) alınıyorsun.
İyilik üzerine hayat çok şey öğretiyor. İyilik gördüğünde de, farkındalıklarin artıyor insanın. İyilikteki niyet gibi.. Niyet gerçekten iyilik mi, yoksa karşındakini yaptığın iyilik ile kontrol etmek mi..?
Hayat ve farkındalıklarimdan anladığım kadarıyla, şimdilik anladığım; niyetine göre iyiliğe kabul et. Yoksa ömür boyu yük olur. Kul hakkı olarakta, ahirette önüne gelebilir.
İyilik yapan bunu farklı ortamlarda ve insanların içinde dolaylı örneklemlerle vefaya getiriyorsa, o kişinin iyiliğini kabul etme veya mesafe koy.
İyilik yapan bunu sana farklı bir göz ile baktığını fark ettiğin de, çizgiyi aşıyor yılışıyorsa kabul etme veya mesafe koy.
İlmin sadakasını var bir de.. çok derin ve nefse ağır gelebiliyor. Bu durumda, iyilik başka kılıflara giriyor; makam, senden üsteyim lafları ve sesli naralara dönüşür. Sonra bu durumu savunacak bir sürü sözcüklere üretip, kritik yerlerde dedikodu yapar (patron sağ ve sol kolu, yemekhane, sekreterya.. vb). Nefis, mantığı yener, ergenlik devam eder. Nefis dizginleyebildigin kadar olgunlaşır ruh.. Bu da yetmez, rahatsızlık verici hal ve haraketler geçiş hepsinden kirli olanıdır. Allah'in kamerasından kaçış yok.
Sözün özü, emanet iyilikle kötülükle sınanıyor. Emanetin sahinin bir bildiği var, kurban psikolojisine girmeden, net ifadeler ile kendini ifade ederek devam...
Kalbini ve niyetini bildiğiniz, iyiliği başına kalmayacağını bildiğin hatrına devam... Sözler tutulmazsa, devam anlamsızlaşır, moreller bozulur...
Saygılarımla,
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilİyilik ne kadar sessiz ise, vefada o kadar sessizdir.
Üzmemek ne kadar sessizse, üzülmemeği bilmekte o kadar sessizdir.
Ukala ve riyakar insan ile sınır koymak ne kadar sessizse, ilgili iletişim de o kadar sessizdir.
Devretmek gerektiği kadar sesli ise, ilgiliye cevap vermekte o kadar sessizdir.
Hatır ne kadar sessizse, ani çıkışlar veya çözüm üretmemek veya zaman ayrılmayışa verilen cevapta o kadar sessizdir.
Konu uzatmamakta, sessizlik bir tercih ise, Allah'a bırakmakta o kadar sessizdir.
Vesile olmak ne kadar sessizse, cömertlikte bir o kadar sessizdir.
Uyanış & Gerçek Güç & Sonuç:
Sessizlik ve tevekkül.
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilDüşünüyorum da ben sessizliği ilk nerede ve nasıl deneyimledim, kim sessizleşiyor ve kabuğuna çekiliyordu; "dedem, anneannem, babaaanem, babam, annem, teyzem, amcam..."
Hangi durumlarda yapıyorlardı; "arsız ve ahlaksız durumlarında."
Neden kavga etmiyi seçmiyorlardı; "günah ve seviye düşürmek çözüm değildi, güzel sözden anlamayana diyecek kaba söz ne yapsın."
Sonra bunu devam kimler ettiriyor; "abim, yengem, birde emanetim."
Hep sessizleştiğimde yeni birşeyler fark ediyorum, önüme düşüyor okuyorum, içime yöneliyor dinliyorum, çok keyifli ve öğretici... Önceden anlamıyordum, bu halimi ve çözemiyordum da. Şimdi keşfettim ki, genetik iyi hal mirasmış bana; hamd ediyorum. İdeal kıvamda değilim, Allah (cc) büyüktür... Açar 'O' tüm kapıları.
- - -
Şimdi Kemal Sayar'dan gelsin:
Sessizliği ne kadar zarif ve dönüşümün gücündeki yakıtı olma halini ifade eden o cümleler; aşağıdakileri ifadelerin tümü alıntıdır, bu akşam denk geldim.
"Ben kaybolmanın erdemine inanan birisiyim. Göz önünden çekilmenin, sessizliğe bürünmenin, dünyayı biraz da bir kovuğa yerleştirip oradan seyredilmesinin insanı geliştirdiğine inanıyorum."
'Kemal Sayar’ın sözündeki “kaybolmanın erdemi”; Stoacıların sessiz güç dediği şeye benzer:
Geri çekilme cesaretine…
Gürültüyü bırakıp iç dünyaya yönelme hâline.
(1) Geri çekilmek bir kaçış değildir; toparlanmanın en olgun yoludur.
>Kalabalık sana iyi gelmediğinde, bilinçli bir yalnızlık seni güçlendirir.
>Stoacılar buna içsel sığınak der:
“Dışarısı karışık olabilir, ama düzeni içeride kuran güçlüdür.”
(2) Sessizlik insanı eğitir.
>Göz önünden çekildiğinde duyduğun tek ses kendi zihnindir.
>Bu sessizlik, gizlediğin duyguları ve ertelediğin hakikatleri yüzeye çıkarır.
>İşte bu yüzden geliştirir; çünkü seni kendinle baş başa bırakır.
(3) Dünyayı biraz uzaktan seyretmek bilgelik pratiğidir.
>Mesafe, berraklık kazandırır.
>Olaylara değil, özüne odaklanırsın.
>Bazen bir adım geri durmak, en doğru ilerleyiştir.
(4) Ve kaybolmak… aslında kendine dönüşün adıdır.
>Kalabalığın seni silikleştirdiği yerde, yalnızlık seni yeniden şekillendirir.
>Gürültü azalır, benliğin duyulur hâle gelir.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSil"İyi" - "Kötü" üzerine çokça konuşulur. İnsanların bu iki durumu kendince yorumasında, nefsi ağır basıyor.
Bugün bir ilham geldi, iki ayrı durumu yazmak istedim. Belki de arınmamı kolaylaştırır. Kim bilir...
İç dünyama yönelmeme katkı sağlayan "iyi" ve "kötü" insanlar sağolsun. İyilerimi nasıl artırabilirim, Rabbimin huzuruna çıktığımda "kulum senden razıyım" demesi için Rabbimin rahmet ve mağfiretine sığınıyorum, yar ve yardımcım/mız olsun...
Hayat keyifli, kolay ve faydalı yaşamaya niyet edip; herşeyi hayırlısıylı mübarek ile olsun düstürü ile niyet edip adım atmayı sen nasip et Allah'ım, amin...
"İyi" ; "İyilik" ; "İyiler" ; "İyikiler" ;
~ Menfaat beklemeden yaptığın herşey; iyidir...
~ Menfaatin olduğu halde başkasına zarar vermemek; iyidir...
~ Konuları çoğaltmamak, sadelik, bazen geri çekilmek; iyidir...
~ Öfke oluşturan durumlarda, öfkeye öfke ile cevap vermemek, arsız ve ahlaksız durumlarda; iyidir...
~ Yaptığın bir iyiliğe, karşı iyilik beklentisi olmadan yapabilmek, yani koşulsuzluk; iyidir...
~ İnsana göre şekil almamak, negatif değişmeden insanları olduğu gibi kabul etmek; iyidir...
~ Sağduyulu, sakin ve sonuç odaklı net olmak; iyidir...
~ Nötr olmak; yani eleştirmemek, kızmamak, ötekileştirmemek, dedikodu yapmamak, gereksiz laf üretmemek; iyidir...
~ İyilik kisvesi altında kul kulu kullanmaz, kul kula dayanmaz, kul kul ile pazarlık yapmaz; kulun kul ile koşulsuz yardımlaşması gönüllük esasına dayanır. Gönüllük yapılan yardımlaşma; iyidir...
~ Verdiğin söz, taahhüt veya güven; yerine getirme gayreti ve sonuca ulaşmak; iyidir...
~ İki kişinin arasında konuştuğu veya kavilleştiği, danışığı her konu mahremdir; mahremi gözetmek yani gizlimek; iyidir...
~ Olumlu düşünmek, sünnetir; iyidir...
~ Büyüklere saygı, karşılıklı denge kurarak; iyidir...
~ Kimse ile mukayese haline giriş yapmamak, yapan olursa sosyal mesafeni koruman; iyidir...
~ Faydalı ve anlama kabiliyeti ile dinleyebilen kişiler ile sohbet etmek, gereksiz sohbetlerden uzak durmak; iyidir...
~ Cinsini kabul etmen, buna uygun hal ve haraketlere sahip olma cesaretini göstermen; iyidir...
~ Samimiyet, gerçeklik ister; gerçeklerini sevmen, iyileştirmen, dönüştürmen; sahte olmaman, sahte ilişkiler karşılaştığında sosyal mesafe; iyidir...
~ İlk ayet, oku. Okumak ve idrak etmek emrediliyor; bunun yerine çok konuşmamak gerekiyor. Gereksizliklerden arınmak ve bu yolda çabalamak; iyidir...
~ Sınırlarını bilmek; sosyal ve duygusal sınırlara dikkat etmek diyarganlık ister, buna sahip olmak için bencil olmamak gerekir. Bencillik; rahatsız olacağını bile bile gevşek, ahlaksız ve arsız davranmaktır. Sınırları bilerek, insan kalmak; iyidir...
~ Ezmeden, ezilmeden veya bu durumlara yol açan malzemeleri fark ederek alet olmamak. Yani kaostan beslenmeyen kişi ve kişiler ile bir olmak; iyiliktir...
~ Fıtratı uygun ortamlarda yer alarak, ruhanileri rahatsız etmemek. Bizler, Rabbimizin görevlendirdiği melekler tarafından korunuyoruz. Onları rahatsız olursa; ruhun sıkılır. Sıkılmamak için fıtrat uygun kişi ve ortamlar seçmek yani tercih etmek; iyiliktir...
~ Özgün ve özgür olmak meziyettir elbet. Copy cümlelerden uzak durmak, analitik düşünmek ve değerlendirmek, Allah (cc) için karar vermek ve davranmak; iyiliktir...
~ İnsanlar ve durumlar değişebilir; bu değişimin olması için ruha yönelmek yani içe dönmek lazım. İçe dönmek, kaynağa bağlanmak ile olur. Maddi ve manevi değişim ve dönüşümün, Allah'tandır. Değişim ve dönüşümüne açık olmak; iyiliktir...
~ Müslüman akıllı, bilgili, zeki ve zengin olabilmeli; hepsi gayret ve nasip çerçevesinde tabi. Bu, neden olmalı? Allah(cc) daha çok hizmet ve gayret içindir. Dünya nimetlerinden faydalanmak ayıp veya günah değil, lütuf ve şükürdür. Hak yolda maddi ve manevi vesile olmak; iyidir...
~ Gayret ve tevekkül, Allah'tandır. Tevekkülü her durumda yaşamak; iyiliktir...
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSil(Devam)
"İyi" olan herşey; iyikidir.
"İyi" olan herşey; helaldir.
"İyi" olan herşey; kulun ödevidir.
Kul ödevini yerine getirmez ya da karşıt olanı yaparsa ne olur? "Kötü" , "Kötülük" , "Kötülükler" çoğalır; harama bulaşır ve bunu dalga dalga yayarsın. Bir kötülük, bin kötülük dönüşebilir, Allah (cc) muhafaza buyursun.
"İyi" ; "İyilik" ; "İyiler" ; "İyikiler" ;
Nasiptir... Kul kendi yapmaz, yaptırılır. Kendine burdan paya biçen yanılır; emanet sistemine aykırıdır.
Vesile ol ve çekil, neden? Görev alanın, sınırını yani haddini bil. Ehline teslim edebilirsen ne mutlu. Nefis, bizi kandırmadan; nefsi öldürmek mümkün mü... Kim bilir...
Dün iyilik ve zıttı üzerine bir düşünce aktı gönlüme, yazmaya başladım; pazar devam ediyorum. Kul, fark etsin diye düşmüş! Pazar bir konuda vesile olmak hasıl oldu, baktım ki nefis ağır gelen konular kalmış emanette! Arınmamış, hala üzülüyor; hala sinirleniyor; nötr geçiş henüz nasip hanesine yazılmamış. "Hasbihal ve nimel vekil" deyip içimden, kalp kırmadan, söze dökmeden; vesile olup, ilgiliye bıraktım. Sonra düşündüm, büyük alimlere maşallah deyip özendim bir kez daha; nefis ölmüş, emanetçiler...
"İyi" ; "İyilik" ; "İyiler" ; "İyikiler" ;
Hocalara özel bir durum değil, kula yani Müslümana has bir haldir. Allah(cc) yolunda, hizmet niyeti; tek bir yolu yoktur; girdiğimiz her ortamda dil konuşmasa da beden diliniz, duruşunuz konuşur. O yüzden, insanların medeni hali veya bu hal üzerine yorum; hadsizliktir. Hizmet etmek istiyorsun, hoca niye kabul etmiyorsun? Sınır bilmemek, gereksiz konuşma, hadsizlik, maddi yorumlar ayıp ve günahtır.
Soruya cevap vermek bizim haddimiz değildir; haddini bile ruhuna yönelir. Talep üzerine, tanıştır ve çekil! Vesile olmak budur, ahkem kesmek değildir.
"İyi" ; "İyilik" ; "İyiler" ; "İyikiler" ;
Yolunu kapatan, olmasına engel olanda kat ve kat büyüyen bir günah, haram buluşmış oluyor. "Ya hayr konuş ya da sus"; düstürü çok önemli.
Değerlendirme:
Ruhunu gözlemle, doğru ve iyi olan herşey keyifli; kolay. Niyet et, devam et olumlu dönüşmeye emanetçi.
Dua:
Sevgi ve güven kaynağı, rızkın tek kaynağı, emanetin tek kaynağı....... hepsi 'Sen'sin. Seni çok seviyor, sana güveniyorum/uz.
Ey güzel Allah'ım, maddi ve manevi rızık sendendir. Rızkımı/mızı bereketlendir; bizi bize bırakma, emanetin sana muhtaç. Senden istiyor ve senden bekliyorum/uz... amin.
#Düşünmeye
#BeyinFırtınasına #Devam
#Saygı #Saygılar