![]() |
Safiyet, insanın hem en basit hem de en zor imtihanıdır. Çünkü saf kalmak, sadece kirden uzak durmak değildir; bulanıklığın ortasında berraklığını korumaktır. Günümüzün gürültüsü, çıkar çatışmaları, hızlı tüketim alışkanlıkları insanı sürekli kirletir. İşte tam da bu noktada suyun dili bize seslenir: “Özünü koru; içine ne karışırsa karışsın, kaynağına dönmeyi unutma.”
Su, yol boyunca çamura bulanabilir, bulanık akabilir. Ama kaynağında, toprağın derinliklerinde hâlâ saf ve berraktır. İnsan da böyledir. Ne kadar kirlense de, iç dünyasında saklı duran fıtrat kaynağına döndüğünde temizlenir. Bu dönüş, nefsiyle yüzleşen insanın yeniden dirilişidir.
Safiyet, yalnızca bireysel bir temizlik değil, aynı zamanda toplumsal bir emanettir. Çünkü kalbini kirleten insan, toplumun suyunu da bulandırır. İçindeki kini ve öfkeyi dışarı taşır; çevresini karartır. Ama saf kalabilen insan, girdiği meclise su gibi serinlik ve ferahlık taşır. Onun yanında insanlar huzur bulur.
Mevlânâ Mesnevî’sinde der ki:
“Denizin kendisi başkadır, köpüğü başkadır; köpüğü bırak, denize bak.”
Bu söz, bize öz ile görüntüyü ayırt etmemizi öğretir. Köpük, gelip geçici olandır; deniz ise kalıcı ve hakiki olan. Safiyet, köpüğün cazibesine kapılmayıp denizin derinliğine yönelmektir.
Suya bakın: Yüzeyi her zaman göğe açılır, semayı yansıtır. Kalp de böyledir. Durulmaya başladığında içinde göğün berraklığı görünür. Safiyetini yitiren kalp, bulanıklığın aynası olur; safiyetini koruyan kalp ise hakikatin gölgesi.
Safiyet, insanı insan yapan ilk emanettir. Onu koruyabilen, yalnız kendi iç huzurunu değil, toplumun da geleceğini inşa eder. Çünkü saf kalabilen insan, kirli dünyanın ortasında bir kaynak gibi tertemiz akmayı başarır.

Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSil"Elif" gibi olmak... "Vay" gibi olmak...
Konu derin, dil dinmez ama döndüğü kadar diyelim o zaman. "Elif" gibi doğru; "Vay" gibi mütevazi olmak...
Dedim ya konu derin, bir bilene sormak lazım. "Su" gibi olmak; kadar derin.
Sığ düşünmeyen, gereksiz ve boş konuşmayan, anlamli cümleler kurabilen ve bu kalbine ruhuna yer etmiş insanlara selâm olsun. Emanetin sahibi, herkese bir vasıf vermiş. Her bir emanetçi bunu kabul ederek, dünyaya gelmiş. Hikmetinden sual olmaz.
Kimi iyilikle, kimi kötülükle sınanır...
Kimi dürüstlükle, kimi yalancılıkla sınanır...
Kimi zenginlikle, kimi fakirlikle sınanır...
Kimi varlıkla, kimi yoklukla sınanır...
Kimi sevdikleriyle, kimi sevmedikleriyle sınanır...
Kimi eşi ve çocuklarıyla, kimi eşsiz ve çocuksuz sınanır...
Kimi ilmiyle, kimi cahilliyle sınanır...
Kimi patronuyla, kimi çalışanıyla sınanır...
Kimi güzelliğiyle, kimi çirkinligiyle sınanır...
Kimi erkek olmasıyla, kimi kadın olmasıyla sınanır...
Kimi sahip olduklarıyla, kimi sahip olamadıklarıyla sınanır...
Kimi yetenekleriyle, kimi yetersizliğiyle sınanır...
Kimi zekasıyla, kimi olan zekasını kullanamasiyla sınanır...
Kimi anne babasiyla, kimi anne babasızlığla sınanır...
Kimi verdiği sözüyle, kimi aldığı söz ile sınanır...
Kimi güveniyle sınanır...
Kimi sağlığıyla sınanır...
Kimi huzuruyla sınanır...
Kimi keyfiyle sınanır...
Kimi kolaylıkla sınanır...
Kimi... ... ... sınanır.
Herşey nasip, diyelim mi...?
Bazıları durumları kullanır, bazıları ise sadece akıştadır. Teslimiyet.
Saygılarımla,
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilSınanırız elbet ama Allah (cc) bir kolaylığını da verir. Dert etmemek kulluğun alametidir. Kurban psikolojisini 3-4 yıl önce duymuştum, ilk duyunca öyle mi acaba diye çokça yoklamaya başladım. Çünkü, tevekkül aynı zamanda tasalanmamaktir.
Zaman herşeyi gösteriyor, kalpleri uyarıyor. Laf ile değil, hal dili ile mümkünmüş herşey. Daha az dinliyor, daha az konuşuyorsun. Gerektiği kadar... Keyifli dostlarla, çay sohbetleri hariç.
Anlayabilecek ruha ve duygusal zekaya sahip olanlara söylüyorum, birlikte kurban psikolojisinde çıkma yolları buluyoruz. Çok şükür, çevre de tevekkülü seçti. O zaman insanlar, kıskanmıyor ve mukayese dili de kullanmıyor, veryansin da yapmıyor. Hepsi boş gürültü olduğunu fark ediyorlar. İlla tevekkül... illa tevekkül...
Farkındalıkları paylaşmak oldukça güzel, çıkarsız iletişim. Bağ kurma derdi olmayan insanlar, koşulsuz sever ve sayar...
Herşeyini Allah'a bırak. Akışta kal... gayret, hep tevekkülde kal.
Değer verdiğim insanların arada kalmasını veya vicdan yapmasını da sevmiyorum. Sanki, ruhuna yük oluyorum gibi geliyor. O yüzden, mekanlar terk edilir fakat iyi yürekli insanlar terk edilmez. Bunu herkese hissedemezsinız zaman sürmüştür, zaman ne kadar kiymetli. O yüzden olanda hayır vardır, mübarek olan olmuştur.
Eğer benim için kiymetli değilse, vicdanı çürüsün deyip esprili bir kapanış cümlesi yazayım. Ego kokuyor değil mi... Yok ya, herşey olması gerektiği için olmuştur nokta.
Saygılarımla,
Yorum ve fikirlerinizi paylaşın demişsiniz. Anlamlı ve vizyoner bir düşünce yapısı. Samimiyet hissedilir, bazen bir duruşta bazen kelimelerde bazen de seste ve sessizlikte. Her gün yeni bir deneyim, şükür ve kulluk için sunulan bir vakit dilimi.
YanıtlaSilGüzel bir psikolojik alıntıdır. Kendi ruh dünyama benzettim...
İnsanın iç huzurunu bozan, enerjisini çeken ve kendini sorgulamasına neden olan ilişki veya iletişimlerde kalmak zorunda değil hiç kimse.
Kendimizi devamlı açıklamak zorunda kaldığımız yerlerde, değerinizi görmeyen bakışlarin arasında kayboluyorsaniz, belki de orası artik sizin yeriniz değildir.
Herkesin bir "buraya kadar" çizgisi vardır.
O çizgiye geldiğinizde, zarifce cekip gitmek en asıl duruştur.
Gerçek Güç:
Tepki vermeden, haklılığını ispat etme çabasına girmeden, yanlizca kendin için yürümeye devam edebilmektir.
- - -
Beklersin beklersin, yine aynı ise... kişiler değişir, konular bir kısır döngü ise bu kültürdür. Kültür ise, insanların gördüğü ve deneyimleri ile ilgili. Yapacak birşey yok. İnsan görmediğini, yaşatamaz. Hissetmesi veya farkındalığa açık olmadıkça...
Herşey Allah'tan... Varlığınız ilham, yokluğunuz boşluk oluşturduğu yer doğru yerdir ve huzur alır/verirsin...
Saygılarımla,
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSil#Gönül_Almak #Taslak_Şiir
Gönül almak;
Bir selâm, bir soru veya konuşma ile olmaz.
Gönül almak;
Hiç birşey yok gibi davranmak yok saymaktır.
Gönül almak;
Netlik, duruş ve samimiyet ister.
Gönül almak;
Kaliteli iletişim ile olur.
Gönül almak;
Emek ve yürek ister, cinsi yoktur; insanlığı vardır.
Gönül almak;
Hatasını kabul eden ve mahcup olan yapabilir.
Sonuç:
Mesela, insanlık ve değer. Üzme, üzülme... Saygı göstermeyene saygı duyarsan, elif olamazsın. Vay ise, sadece yaradana kul olmaktır.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilBir insan devamlı, ortamını bulunca neden laf atar?
- Görgüsüzdür, aile terbiyesi eksik veya yetersiz demektir.
- Lafı söyleme cesareti olmayanlar (...) ya laf atar ya da dedikodu yaparlar. Ben eziğim demek.
- Boş insan, boş lakırdı. Zekam bu kadar yetiyor, üretmiyorum demek.
- Cinsini kabul etse, çalışacak; kabulde değil, cins karşılığı yaşıyor. Eril enerji gücü ve çalışmayı temsil eder; dişil enerji yaratıcı fikirler ve bereket kaynağını temsil eder.
Sonuç:
Bir insan neyse o dur, değişmez.
Dua:
Ey güzel Allah'ım tez vakitte tüm bulunduğum ortamlarda; hayırlı mübarek, kolay ve zeki, egosuz özgüvene sahip, paylaşımcı ve rıza-i ilahi için emek veren insanlara denk getir... amin.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilYeni slogan 'beddua' ; ilginçtir insanoğlu, kendine ve karşısindakine anlamsız anlamlar yükler.
Merkez bellidir, herşey Allah'tandır. O, istemezse hiç birşey olmaz.
"Hocalara gidip bu durumu düzeltelim. Bedduadan nasıl korunuruz. İnsan günahı işleyip affedilirim diye düşünüyor... vb" boş, gereksiz cümleler. Bu durum, sloganlaştığı ve çaresizce yeni savunma zırhı atandığının açık bir göstergesidir.
Siz birine bilerek veya bilmeyerek zarar verdiğinizde muhatabınız sadece Allah'tır. Tövbe istifar yapıp bir daha yapmayarak af istenir. Kişi herşeyi ben yaparım psikolojisi ile Hoca ile düzeltirim düşüncesi hasıl oluyor, sanırım yöresel bir alışkanlık, Hoca lafı ağızlarında oldukça çok var; Allah (cc) korusun 'Hoca tanrısallaştırılmış' ve merkezden uzaklaşma var. Herşeyin kaynağı aile ve ego çıkıyor, maalesef... Kendi alanlarında bırakıp, hiçbir anlam yüklemeden kötü enerjilerini üzerimize almiyoruz. Rabbimize tevekkül ediyor, tüm kötü duygu ve düşüncelerini O'na gönderiyoruz. Bizi koruyup kollayan herşeyin Rabbine hamdolsun...
İnsan isen, karşındakini insan olduğunu kabul eder; emanetin sahibine olan sevgi ve saygından samimiyetle özür dilersin. Bir daha aynı terbiyesizliği yapmazsın. Samimiyet, insanlık ve kalite kokar; beden dilinden ve iletişiminden anlaşılır.
Sonuç:
Doğduğun yer kaderini şekillendiriyor.
Uyanış:
Kin, nefret, kıskançlık, mukayese vb hiçbir kötü hissi içinde ve çevrende yaşatma. Muhatabına göre iletişim kur, mesafeyi iyi ayarla, yakın uzak ilişkisi hissettir. Saygını koru, emanetine saygı duyulması gerektiğini de hissettir, ruhunda ilahi nur var ve sahibine tam ve bütün teslim edip hesabı senden sokulacağını unutma, üzme ve üzülme. Herşeye, Rahman ve Rahim olan Allah'ın adı ile başla... Herkesi ve herşeyi Allah (cc) bırak. Korunduğunu hisset, güzel ve kolay olan herşeyi korunduğun sana verilen alana geldiğini hisset ve tüm nimetlere şükret. Olumlu ve pozitif kalarak enerjini koru, Rabbim senden bunu istiyor; gayret, duruş ve tevekkül...
Dua:
Rabbine her gün daha iyi bir kul ve insan olmak için dua ediyor; tüm konularda yanlız senden ister yanliz senden bekleriz Rabbim... hayırlı mübarek kapılarının kolaylık ve afiyetle açılıversin, amin.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilRuh yaratıldığında, ne kadar "Lebbeyk.." denildiyse o kadar; Allah'ın evinde misafir olacaksak. Oturup çokça düşünmeli ve tevekkür etmeliyiz. Biz ne kadar nasipliyiz. Ey güzel Allah'ım sen biz aciz kulunu, maddi ve manevi rızıklandır; rizkimiza bereket nasip eyle...
“Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek.”
“Buyur (emret) Allah’ım! Emrine amadeyim buyur! Senin hiçbir ortağın yoktur. Emrine amadeyim buyur! Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet de mülk de senindir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”
Kul kula, kul olmaz...
Kul dünyaya, kul olmaz...
Kul nefsine, kul olmaz...
Nefis terbiyesi; ezmek üzerine değil bugünün şartları ile dengeyle bunu yapabilir gibi... Nasıl mı?
▪︎Sorumluluk ve nefis terbiyesi... Çabasızlik, sorumsuzluktur; "Kader gayrete aşıktır." Önce çaba, iyi niyet ve tevekkül.
▪︎Denge ve nefis terbiyesi... Yokluk ile nefis baskilaninca, sonra patlama oluyor. Helal çerçevede, nefis ile anlaşmak; 2 den fazla kiyafet ve vb için zekat verilecekmiş, vereceğiz. Müslüman temiz, bakımlı ve şık olmalı ki; vesile olabilsin çevresine. Tesettürlü veya tesettürsuz fark etmez insanlar ile muhatabız; emanet taşıyor ve birine vesile olmak niyetiyle evimizden çıkıyoruz. Gaye Allah (cc) rıza-i ilahisi. Vesile olmakta, nasip işidir tabi... Çünkü biz, o kişi için birşey yapmıyoruz; sadece yolcuğunda ona eşlik edip vesile oluyoruz. Maddi ve manevi rızık, Allah'tandır. Buz vesile olabilirsekte, fayda bize... Nefis mukayese veya kendine büyük anlamlar yüklemesin diye dua edelim inşallah.
▪︎ Koşulsuz sevgi ile nefis terbiyesi... Burdaki püf nokta, beklenti içinde olmadan Allah (cc) için sevmektir. Beklentiler, koşullu sevgi olusturarak; samimiyetsizliği besler. Bu da, iliskilerde kalitesizliğe ve elinden kayıp gitmesine yol açar.
▪︎Yardım, destek ile nefis terbiyesi... Kişi birsey yaptığında, bunu zamanı gelince koz olarak kullanip yüzüne vurmayacaksa yapmalı. Aksi halde, iyilik veya yardım/destek yapmamış oluyor.
"İlmun Nefs" kitabını yeni duydum, alicam; bu konu üzerine beyin fırtınasına devam.
Sonuç:
Kul oldum demek ile kul olunmuyor. Emanet sisteminin idraki gerekiyor. Bilmek demek, idrak etmek demek değildir. İdrak etmek; ruhlar alaminde verdiğin sözü hatırlamak, elinden geleni yaptıktan sonra teslim olmak demek.
Dua:
Ey güzel Allah'ım beni, nefsim ile başbaşa bırakma. Sana hakiki kul, Peygamber Efendimize hakiki ümmet, Evliya ve büyük zatlara evlat eyle beni. Amin..
Senin istediğin gibi yaşayıp, senin memnun ve razı olduğun kullarindan eyle ve son nefeste imanı kamil olmayı nasip et. Amin..
#Saygı #Saygılar