Bizi bu noktaya getiren şey nedir?
İlk yazıda görünürlük çağının ahlaki eşiği nasıl düşürdüğünü konuştuk. İkinci yazıda gücün dokunulmazlık hissi üretip vicdanı nasıl sessizleştirdiğini gördük. Üçüncü yazıda suçun yalnızca hukuki değil, ahlaki bir anatomisi olduğunu, dördüncü yazıda ise rol modellerin çöküşünün temsil alanını nasıl boşalttığını konu edindik.
Şimdi bütün bu parçaları tek bir noktaya bağlayan soruya geldik:
Ahlaki bozulma bireyin kusuru mu, yoksa sistemin sonucu mu?
Bu soru bir tartışma konusu değil; bir kader çizgisidir. Çünkü yanlış teşhis, yanlış tedavidir.
Vicdanın En Kolay Kaçışı
İnsan zihni, karmaşık olanı sadeleştirmek ister. Toplum da böyledir. Ahlaki bir çöküş yaşandığında, çoğu toplum kendine bir “fail” arar. Birkaç kişi bulunur, birkaç hikâye öne çıkarılır ve şöyle denir: “Sorun bunlar.”
Gerçekte ise bireyi suçlamak; düzeni sorgulamadan rahatlamanın yoludur. Bir kişiyi düşürmek, bir kültürü ayağa kaldırmaz. Bir ismi silmek, bir zihniyeti temizlemez.
Üstelik bireyi suçlamanın içinde gizli bir kibir vardır: “Ben olsam yapmazdım.”
Oysa insanı bozan sadece iradesi değildir; iklimidir. İklim bozulduğunda, sadece zayıflar değil; bir süre sonra güçlüler de sınırlarını kaybeder.
Bireyi suçlamak, vicdana bir geçici ferahlık verir; ama bozulmayı durdurmaz. Çünkü aynı düzen, benzer insanları yeniden üretir.
Sistem Kural Değil, Meşruiyet Üreten Bir Zihniyettir
“Sistem” kelimesini çoğu zaman yanlış yerden anlıyoruz. Sistem, sadece mevzuat değildir. Sistem, sadece yönetmelik değildir. Sistem, sadece prosedür değildir.
Sistem; meşruiyet üreten bir zihniyettir.
Bu bize şunu öğretir:
Neye alkış verilir?
Neye göz yumulur?
Neye itibar verilir?
Neyin bedeli vardır, neyin yoktur?
Eğer bir düzende görünürlük, hakikatin önüne geçiyorsa; sonuçlar, yöntemleri yutuyorsa; başarı “nasıl” sorusunu susturuyorsa; orada bozulma bir kaza değil, bir üretim biçimidir.
Sistem, insanı sadece sınamaz; insanı şekillendirir.
Ve en önemlisi: Sistem, yanlış davranışı çoğu zaman normalleştirir. Yanlış, normalleştiğinde de suç olmaktan çıkar; bir “yol” olur.
Kötülüğün Değil, İyiliğin Mahcubiyeti
Bu çağın en ağır sorunu, kötülüğün rahatlığı değil; iyiliğin mahcubiyetidir.
İyi insan, çoğu zaman kendini savunmak zorunda kalır. Doğru insan, “fazla hassas” olmakla suçlanır. Ölçüye bağlı insan “çağın gerisinde” görülür. İşte sistemin en sinsi üretimi budur: İyiyi mahcup etmek.
Ahlak, böyle çözülür. Çünkü toplum, “kötü”yü cezalandırmadığı için değil; “iyi”yi yalnız bıraktığı için bozulur. Bu yalnızlık büyüyünce, iyilik bir erdem olmaktan çıkar; “kişisel tercih”e dönüşür. Ve burada en büyük kırılma yaşanır. Ahlak toplumsal bir omurga olmaktan çıkar, bireysel bir yük haline gelir.
Bireysel yüke dönüşen ahlak, bir süre sonra taşınamaz olur.
Fail, Taşıyıcı, Seyirci
Ahlaki bozulmayı yalnız “fail” üzerinden okursak yanılırız. Çünkü toplumda her bozulma üç insan tipini üretir:
- Fail: Yanlışı yapan.
- Taşıyıcı: Yanlışı dolaşıma sokan, meşrulaştıran, normalleştiren.
- Seyirci: Yanlışı bilen ama susan.
Toplum, failden öfkeyle kurtulmaya çalışır. Ama taşıyıcıyı görmez. Seyirciyi hiç konuşmaz. Oysa bozulma; failin elinden çok, taşıyıcının dilinde ve seyircinin suskunluğunda büyür.
Bu nedenle mesele, yalnızca “kötü bireyler” meselesi değil; “yanlışla kurulan toplumsal ilişki” meselesidir. Çünkü yanlış, sadece yapıldığı için büyümez, taşındığı ve sessizlikle karşılandığı için kök salar. Yani sessizlik kötülüğün ekildiği tarladır.
Vicdanın Sessiz Reddi
Her itaat erdem değildir. Bazı uyumlar, ruhun teslim oluşudur.
Bir toplumun diri kalabilmesi, bazen “hayır” diyebilmesine bağlıdır. Fakat bu “hayır”, kaba bir öfke değildir; vicdanın sakin ama kesin reddidir. İnsan bazen bağırmadan isyan eder: Yanlışa ortak olmayarak… Mazur görmeyerek… Görmezden gelmeyerek…
Bu tür bir direnç, toplumun omurgasıdır. Omurga kırılırsa, beden ayakta kalsa bile ruh çöker.
İkilemi Aşmadan Islah Başlamaz
Bu yazı, “birey mi, sistem mi?” sorusunu bir taraf kavgasına çevirmek için yazılmadı. Çünkü gerçek şudur:
· İnsan zayıflar; ama zayıflığı büyüten iklimdir.
· Düzen aşınır; ama onu yaşatan alışkanlıklardır.
Yani mesele taraf seçmek değil, döngüyü kırmaktır.
Yazının ilk halkalarında ölçünün gevşediğini, iç denetimin zayıfladığını, yanlışın sıradanlaştığını, örnekliğin silikleştiğini gördük. Şimdi daha net görüyoruz: Bu zincir bir kişinin değil; bir kültürün ürünüdür.
"Telaşesi dünyalık olanın, öfkeside pek olur.." [Vefa Sultan]
YanıtlaSil#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilİyiye Yağdır Allah'ım.. Maddi ve manevi bereketlendir. Amin..
Kötüye elindeki arat Allah'ım.. Öyle dedim, demek ki böyle oluyormuş der.
Ahkam kesmek, talimat vermek demode olalı çok oldu. Anlayabildiğin kadar, nasiplendirsin ve bereket yağar. Telefonu kapatıp, gereksiz konuşanlarla değil. Akıl taneleri var, isyankar ama patron görünce kik çıkmaz; Edi kullanır.
İyiye gani gani yağdır Allah'ım...
~ Gereksiz ortamlardan kurtulsun.
~ Gereksiz kişilerden kurtulsun.
~ Gereksiz konuş ve yorumlardan kurtulsun.
~ Gereksiz ortak/patronlardan kurtulsun.
~ Gereksiz yalakalardan kurtulsun.
(Amin..)
Ben güvenmeyi seçtim, sen beni yanıltma Allah'ım... Amin.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilKonu: Bahcubiyetin yerini pişkinlik aldı
Ahlak temeli olmayan kişi veya kişiler, arsız olur; bahcubiyet duymak yerine pişkin davranır.
~ Aramızda tartışma oldu ama gelip geçti. Kime göre neye göre gelip geçti?
~ Ben arsızım ama olsun; sorumluluk bende. Görüntüde sende içerikte çamur atıyorsun.
~ Tutarsızım ama olsun; sen idare et. Ben desem bile sen doğruyu yapsaydın.
~ Ahlaksızım ama olsun; bobomu kaşarım, bacağımı özel bölge yakın kaşarım, çay içerim ohhh diyebilirim, burnumu lavaboda temizlemem. Bunlar normal şeyler.
~ Dedikoducuyum ama olsun; her yerde senin hakkında doğru yanlış konuşurum ve yorum yapabilirim. Bunlar normal şeyler.
~ Sesimi yükseltirim ama olsun; sen insan mısın ki eşşek. Para veriyoruz, tabiki istediğim gibi konusucam ben senin yöneticinim ve patronu temsil ediyorum.
Diğer bir pişkinlik türü;
~ Ben sana soru sorarım; seninle ilgili herşeyi öğrenirim. Kendim için gerektiğinde kullanırım.
~ Ben seni laf atabilirim; belki bir sinyal alirsam "babami seçemedim, kayinbederimi seçerim" der alelen örneklem ile.
~ Ben istediğim gibi şarkı söylerim; manalı dinlemesende yine ısrarla söylerim.
~ Pas vermezsen de seni istediğim yerde istediğim şekilde şaka adı altında dalga geçerim. Çünkü bu kadar adamım.
Sonra ikimiz yönetime ve yönetici temsilcilerine durumu açıklarız, olur biter, uzatmamak lazım. Senin için kapris yapiyor der geçeriz, bu kadar basit.
Kabris: Gerçek bir ihtiyaca dayanmayan, gelip geçici ve yersiz istek; bencil arzu, gecici heves.
İkimiz veya odadaki hepimiz rahat izin alabiliriz. Biz işimizi ayarlariz ama sen hastalık dahil bu kadar almamalısin.
Demek ki neymiş, arkanda ABD varsa herşey mübah. Biz normaliz. ABD burayı yönetiyorum havasını atmasının yegane temsili bizleriz. Tabi ki biz her koşulda haklıyız. Güçlü, güçsüzü ezer. Kılıflar hazırdır, mutsuzsan gidersin, tazminatta kendin gittiğin için hak etmezsin. Başka birşey var mi!?
"Ben seni bilirim" demek; üzerine madfi ve manevi sorumluluk almama psikolojisi. Neden olur, bu sorumsuzluk? Yine çocukluk inelim. Anne ile bağı sağlıklı değil. Çocukken eleştirilen çocuklar, büyüyünce sorumluluklarini üzerine almaz. Ama bu durum, Allah (cc) katında bu sorumluluk bitirir mi, hayir.
Biri size açık ve alenen rahatsız olduğu durum ve olayları aktarip siz hala kar payınız ve emeğinizi peşine ve menfaatine düşüp; hak üzerine davranmazsaniz gün gelir aynı şeyi yaşar ve elinizden birşey gelmez. Herşey Allah'tandır...
Konular basit, çözüm basit. Arsız ve ahlaksız ile ortak çalışma. Çözüm istemeyenin kendi sorunu, anlam yükleme. Allah'a bırak...
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilKonu: 'Üzülme' kelimesi bir bayana karşı kullanılması
Yeni yaşadığım bir durum, 'bizi üzdün' ; üzmek gibi bir niyetim yok ama bu kelime ile vicdan yapman bekleniyor. İnsan kimi üzmez;
~ Ailesini
~ Eşini, çocuklarını
~ Dostunu
~ Hatrı olanı
İnsanlar kendilerini net ve doğru ifade etmesinin yanlış bir tarafı yok, edep olduğu müddetçe kimse kimsenin karşısında eğilip bükülmez. Eğilip bükülen yalakadır; çoğu zaman arkadasını döner dönmez satar; konuşamaz "evet" der ama ruhu demez. Çaktırmadan bildiğini okur, karşı taraf anlamaz neden yuvarlak konuşur.
Ve tümünün ortak özelliği anında parlar, ses yükselir ve haklılığının ispatı için her telden konuşur. Bir insanı nerde tanırsın;
~ Parada
~ Alışverişte
~ Menfaatinde
~ Yolculukta
Birde şu atasözü çok güzel özetliyor;
"Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim."
O zaman, Hz. Ömer güzel sözü ile bitirelim;
"Allah'ım beni cennetinde cahiline komşu etme."
Dua:
Dünya ve ahiret hayatımızda bizlere cinsiyet ayrımı yapmaksızın aklı bali, idrak yeteneği olan ve gerçek seni seven, emir ve yasaklarına uyan insanlar ile muhatap et Allah'ım.. amin.
Maddi ve manevi bizleri şifalandir, dünya ve ahiret sadeti nasip et Allah'ım, amin.
Gereksizliklerden bizi arındır, laf ve insan, durum veya konu; tümünden arındır Allah'ım, amin.
#Saygı #Saygılar
Yorumlarınızı paylaşın notunuz kapsamında;
YanıtlaSilKonu: Kendini pazarlama stratejisi, modern dünyada görünür olma hali; ve yalanlar!
Biz yardım ettik. Yardımlaşma nedir?
" Yardımlaşma; birlikte çalışmak ya da yardım etmektir. Takım çalışması gibi yalnızken yapamayacağımız şeyleri yeteneklerimizi ve enerjimizi birleştirerek çalışmaktır. Bizim yeteneğimiz ya da bilgimiz olmayan konularda yardım alıp, kendimize ait bilgi ve yeteneği başkasınınkiyle birleştirmektir. "
Buradaki tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, işi eline alıp işe emek verene fikrini danışmadan artistlik tavirlar, haber vermeme, kontrol ermesine izin vermeme, kordinasyonuna saygı duymamak; yardım değildir!
Hata yaptığında olur öyle deyip üzerini örtmeye biz yardım diyemeyiz. Diyende cezai muyedene gelince anlar zaten. Ama o zamanda bir kılıf bulur. Yuvarlak konuşundan herşeyi bekle. Koltuk, makam ve görünür olmak böyle birşey.
Etiketinin hayrını görmesin! Yaptığını yaşamadan ölmesin! Yalanları ayyuka çıksın, verecek cevap bulamasın! Küçük işlerde, kendini çok önemsesin! Dedikodular canını yaksın, yüreği kebap olsun! Cinsiyet ayrımı yapan, karşı cinse muhtaç kalsın!
Bir durum nasıl çarpıtılır, Allah'in kamerası çekti. İnanan, inanmayan kendi bilir. #Nötr
Sohbet duydum;
~ Cahiliye devrinde kiz çocukları canli canli gömülür. Kadınlara, güçsüz diye türlü eziyet ve yaşam alanı tanınmamış. Mide bulandırıcı konular.
~ Her kim, cins ayrımı yaparsa; cahiliye devrindeki o insanlara benzer ve ahirette onlar gibi değerlendirilir.
Kapanış:
Düşündüm, bizim Türk adetlerinde kadın değer verilmiş; hatta yönetim bile paylaşılmış. İslamiyet kabul eden Türkler, tarihini bilip; islamin güzel ahlakını devam ettirmiş. Günümüzde o kadar yozlaşma var ki, cinsler karıştı. Erkek, erkek gibi değil, dişil enerji sarmış. Kadınlar, kadınlıktan utanıp, erilleşti. Bereket kaçtı. Kimse kimseden üstün veya aşağı değil. Hepimiz insanız; güçlü ve zayif yönlerimiz var; Rabbim öyle istemiş. Çizgini bil, zarif ol, insan ol, kul olduğunu, emanetçi olduğunu unutma.
#Saygı #Saygılar
#Kötülük #Kötülüktür !!
YanıtlaSilBaşkalarının gıybetini yapan kişiler için bu bir alışkanlıktır. Onlar için önemli olan "kimin" konuşulduğu değil, sadece "konuşulacak birinin" olmasıdır. Siz oradayken başkalarını malzeme yapanlar, siz gittiğinizde de sizi malzeme yapmaktan çekinmezler.
İnsan bazen o masada oturup başkaları hakkında konuşulanları dinlerken kendini "içerideki grupta" ve güvende hisseder.Ancak bu bir yanılsamadır. Dedikodu üzerine kurulan dostlukların raf ömrü, masadan ilk kalkan kişinin kapıdan çıkma süresi kadardır.
Kiminle vakit geçirirsek, beynimiz onunkine benziyor. Bunun için;
" Hayatta alınabilecek en doğru karar,
Kiminle vakit geçirdiğini akıllıca seçmek olur. "
[Prof. Dr. Moran Cerf]
Asalak kötü müdür? Evet!
" Kötü insanların psikolojisi;
▪︎Seni kırınca, kendilerini iyi hissederler.
▪︎Hatalarını ifade etmene rağmen, anlamak ve kavrayıp çözüm üretmek yerine savunma psikolojisi olan saçmalamalar yaparak kendini aklama çalışmalari.
▪︎Kendinden şüphe etmene neden olurlar.
▪︎Kontrolü kaybetmekten korkarlar.
▪︎Zayıf noktalarıni sessizce analiz edip, malzeme yaparlar.
▪︎Empati yerine çıkar odaklı davranırlar.
▪︎Seni değil, onlara hissettirdiklerini severler; egosunu hoşnut ettin mi!? "
[Bircan Duyan]
" Olgunluk, haklı çıkmayı umursamayı bırakıp huzuru seçtiğin anda başlar. "
[Epiktetos]
Kul hör görürse,
Kullar sessiz kalırsa,
Haklar yenirse,
...!?